Kardeş Şart Değil Belki Ama Candır

Bu sabah Meriç’in beslenmesi için Elmayı dilimleyip koydum, bi parçasını da Ekin’e verdim. Diğer elini uzattı ‘Meliç’ dedi… Meriç’e de götürecekmiş elma. Şaşırdım ama daha çok duygulandım. Ufacık boyu var yaptığı şeye bak.

Sonra aklıma eskilerden bir anı geldi. Ben Ortaokuldayım, kardeşim İlkokulda. Okullarımız farklı yerlerde, öğle yemeği saatinde beslenmemi çıkardım yemek için, o da ne? Kardeşimin beslenmesi de benim çantamda kalmış, vermeyi unutmuşum. Nasıl üzüldüm, nasıl suçluluk hissettim ve kendime kızdım hala dün gibi hatırlıyorum. Hatta ağladığımı da hatırlıyorum. Gidip ulaştırmamın imkanı yok, çocuk aç kaldı benim yüzümden. Ama ben de aç kaldım yemedim, yiyemedim o sandviçi.

Küçüklüğümüzde çok iyi anlaştığımız söylenemezdi hatta annem hep kedi köpek benzetmesi yapardı aramızdaki ilişki için. Ama bu vicdansız olmamı gerektirmiyordu tabi. Kardeştik biz netice de.

Büyüdükçe aramızdaki  bağ güzelleşti. Üniversite de en çok hissettim onu ne kadar çok sevdiğimi. Annemi babamı nasıl seviyorsam, özlüyorsam öyleydi… Belki hep öyleydi ama birarada olunca farkedemiyorduk didişmekten.

Şimdi en yakın arkadaşım, dostum, kanım, canım… Uzakta olsak sesini duymadan geçirdiğim bi günüm yok. Sesinin bi tınısından anlıyorum üzgün mü, sinirli mi, mutlu mu… Bu aralar üzgün benim canım kardeşim. Minicik Ela’mız biraz rahatsız. Çok önemli bir şey değil, İnşallah geçecek ama evlat işte. Onun halsiz duruşu, iştahsızlığı, tam geçti derken ateşlenivermesi nasıl bütün annelerin kabusuysa Kardeşim için de öyle. Tabi o orada öyle üzgünken ben nasıl mutlu olabilirim. Teyze yüreği de anne yüreğinden farklı değilmiş. Nasıl ki yavrularımın hastalığında kalbim yerinden çıkacak gibi oluyorsa, Ela’cığımın hastalığında da aynı şekilde.  Bir an önce iyileşsin diye dua ediyorum.

Birlikte atıyor biricik kardeşimle kalbimiz… Hep de öyle olacak umarım. Kardeş şart demiyorum, elbette herkesin kendi kararı ama kardeş candır. Dilerim kızlarım da bunu erken farkeder ve birbirlerini hiç kırmazlar…

elam3

7. Ay Emeklemekten Uçuşa Geçtik

Bu satırları biricik yeğenimin yanından yazıyorum. Geçen pazar günü ilk iki çocuklu uçak yolculuğumuzu yaparak Kayseri’ye geldik. Gerçi yanımızda annem de vardı ama yine de başta çok korkmuştum sonradan Ekin bebem uyudu da rahat bir nefes aldım. Kumrimle bulutların üzerinde olmanın keyfini çıkardık ta ki inişe geçtiğimiz sırada Kumrimin çişi gelene dek…

Ekin 7 aylık bir bebe oldu. Benim minik kuzum, bebek kuzenin yanında bana bir hayli büyük geldi. Bebeklikten çıkmış ta çocuk olma yolunda ilerliyor adeta. İlerliyor derken yuvarlanmanın yanında emeklemeye başladığını da söylemem gerekir. Bu onun için hayli zorlu bir macera olsa gerek. Artık onu tutabilene aşk olsun. Yapabildiği diğer beceriler, alkış ve gel gel 🙂 söylediği şeyler de bababababa, baba değil ama dikkatinizi çekerim 🙂

Aylardır salyaları akıtıyor, ne bulsa ağzına atıyor güya damağını kaşıyor ama görünürde diş falan yok, bekliyoruz bakalım. Meriç 7 aylık olduğunda diş çıkarmıştı. 

Ek gıda olayı tam iyi gidiyor diyorum ki sabırsız Ekin emmek istiyor ve benim onun için hazırladığım yemek boşa gidiyor. Yoğurdu sevdirmek için mücadele ediyorum ama içine ne koydumsa beğendiremedim. İki günde bir günlük sütle yapıyor ve genelde kendim yiyorum 😦 Eğer açsa çorbaları, meyve püresini ve ona özel yaptığım meyveli muhallebiyi severek yiyor. 

Şu an kardeşimin evinde altı kız (annem,ben,kardeşim, Meriç, Ekin ve Ela) çok güzel zaman geçiriyoruz sayılı gün işte, tadını çıkarmaya çalışıyoruz…

Ela’nın fotoğraf albümü için bir tık.

Kahve bahane 😉

033

Ela’nın Teyzesi Oldum Ben!

Elim ayağım mutluluktan titriyor. Saatler önce yok yok bi kaç saat önce ben TEYZE oldum. Nasıl heyecanlıyım bi yandan ağzım kulaklarımda  gülerken bir yandan da ağlayabiliyorum. Evin içinde deli gibi bir o yana koşturuyorum bir bu yana. Bilgisayarın başına oturdum ki bloguma yazayım da bir parça rahatlayayım diye.

Bu garip hallerim, üzüntüm; ihtiyacı olduğu zamanda biricik canım kardeşimin yanında olamamaktan, Minik yeğenim canım Ela’mı ilk gören olamamaktan, onu koklayamamaktan. Ama çok şükür sancılı bekleyiş mutlulukla sona erdi. Güzel fotoğraflarını gördüm ya yeğenimin, canım kardeşimin sesini iyi duydum ya sevincim de ondan. Günler nasıl geçecek bilmiyorum ama 17 gün sonra görebileceğim ben kuzularımı. Çok zor ve heyecanlı geçeceği kesin bu bekleyişin. Sadece dua edip, şükrediyorum sağlıkla kavuştuğumuz için. Bir de fotoğraflarına tekrar tekrar bakıyorum yeğenimin.

Kendi kuzularımı daha fazla öper koklarım artık ne yapayım Ela’yı koklar gibi, Kardeşimi öper gibi…

Canım kardeşim yanında olamasam da seni çok seviyorum ve seninle nosnormal bir doğum yaptığın için de gurur duyuyorum… 

Hoşgeldin Ela, İyi ki geldin canım yeğenim…

Daha çok yazasım var ama şimdi bu yeni kazandığım teyze sıfatını şaşkaloz bir şekilde tekrarlayıp durmakla meşgulüm 🙂 Yakıştı bu teyzelik bana be!

ela