Kumri Anıtkabir’de

Anıtkabir'de bir Kumri... Onun Atatürk sevgisi bebekliğinden beridir var desem abartmış olmam. Anaokulunda öldüğünü öğrenmiş ağlayarak eve gelmişti. ''Atatürk ölmüş biliyor musun? nasıl öldü, neden öldü? sen Onu gördün mü? dedem gördü mü?  Atatürk'ün evine gidelim, kardeşi yaşıyor mudur? yaşıyorsa onun evine gidelim'' deyip duruyordu. ''ben seni görmeden sevdim'' şarkısını ağlayarak dinlemişti bunlar hiç unutmadığımız … Okumaya devam et Kumri Anıtkabir’de

Reklamlar

Bizimkiler

Geçenlerde sevgili komşum torunu ilkokul 1'e başladığı için heyecanlı, ben de onun heyecanına ortak olarak diyorum ki ''Öykü biz taşındığımızda bebekti, şimdi İlkokul'a başlayacak, ne çabuk büyüdü''. Komşum da ''evet büyüdü, Ekin'de seneye başlayacak değil mi?'' Ben gayet sakin, ''yok canım''. Komşum ısrarlı ''Öykü ile aralarında bir yaş var ya. Öykü bu yıl başlıyor Ekin … Okumaya devam et Bizimkiler

Güvenmek – Güvenmemek

Güvensiz bir dünyada özgüvenli çocuklar yetiştirme derdindeyiz. Sabah okula gidecek çocuğumu ben uyandırmaya kıyamazken okulda öğretmenin ya da başkasının sözlü ya da fiziksel şiddetine uğrayabileceği düşüncesi beynimi yiyor. Zaten Eğitim Sistemine güvenmiyorum. Çocuğuma sağlıklı şeyler yedireyim içireyim diye çabalarken parkta uzatılan çikolata veya şeker canımı sıkıyor. Yok, sana değil teyze o paketin üzerinde yazanlara ve … Okumaya devam et Güvenmek – Güvenmemek

İlk İmza

İlk İmza 14 Şubat’ta Meriç ilk Merkezi sınavına girdi (BİLSEM). Sınavın sonucuna odaklanıp da kaç puan alacak diye bir heyecan yapmadık ama bir ‘ilk’ olduğu için heyecanlandık. Meriç’te hiç heyecanlı değildi sadece meraklıydı biraz. Sınavı bırakıp ağlayarak annesine koşan çocuklar vardı. Ne yazık, çocukların hayatın koşturmacasına bu kadar erken katılmaları. Buna hep üzülmüşümdür ama cevap … Okumaya devam et İlk İmza

Kültür Turu

Geçen hafta sonu uzun bir aradan sonra sinemaya gittik yine bir çocuk filmine tabi ki. Ekin doğduktan sonra ben Meriç’in sinema keyfine pek eşlik edemedim. Babasıyla ve arkadaşlarıyla gitti benimle de bi iki kez gitmiştir belki. Kendi yaşıma uygun sinemaya ise ne zaman gittim hiç hatırlamıyorum. Bu kez Meriç'te ben de beraber gitmeyi çok istedik. … Okumaya devam et Kültür Turu

Kararlıyım Blog Yazmaya :)

Eskiden çocuğumun eline kürdan batsa yazardım şimdi Meriç ilkokul üçüncü sınıfın yarısını bitirmiş, zevkleri, istekleri, üzüldükleri olan bir çocuk oldu doğru dürüst okul maceramız bile yok blogta. Ekin Bebe diye bildiğiniz bıdık tam bir dilli düdük, abladan o kadar çok şey kapıyor ki. Meriç İlkokul birinci sınıftayken (bence en zor dönem) nerdeyse Ekin de okumayı … Okumaya devam et Kararlıyım Blog Yazmaya 🙂

Çocuk Hakkı – Çocuk Haklı

Sürekli ‘daha dün gibi’ dediğimi fark ettim, peki neydi benim zamanla alıp veremediğim…  Yeni yıl gelmişcesine süslenmiş yine sokaklar, alışveriş merkezleri, ben zamanı durdurmaya, yavaşlatmaya çalıştıkça bu yeniye olan heyecanı anlamıyorum.  Son zamanlarda bloguma da giremiyorum, iş yerinde wordpress sakıncalı siteler arasına girdi, evde malum iki bebe ile ilhamın gelmesini beklemek hayli olasılıksız.  Geçen Facebook … Okumaya devam et Çocuk Hakkı – Çocuk Haklı

Benim Sanal Dünyam

Sanal alemle ilk münasebetim (sanırım 2004 yılıydı) canım dostum Nigar sayesinde bir mail adresi alarak başladı. Onunla mektuplaşmak çok güzeldi eminim mailleşmekte güzel olacaktı. Zaten son zamanlarda postaneydi, puldu zor gelmeye başlamıştı.  Sonrasında MSN muhabbeti çıktı o daha da eğlenceliydi özellikle benim gibi telefonla uzun uzun konuşmaktan hoşlanmayan masa başı çalışan biri için MSN harika … Okumaya devam et Benim Sanal Dünyam

Sustum…

Bazen güzel şeyler paylaşmak günah gibi geliyor. Plastik mermiyle ölen çocuklar, ihmal sonucu ölen çocuklar, ne şekilde olursa olsun ölen çocuklar... Haksızlıkla elde edilmiş seçimler, ben yaptım oldu yasakları... Böyle bir ortamda nasıl bahar geldi, heryer çiçek börtü böcek, lay lay lom denilir, nasıl 'kızım grip oldu kaç gündür uykusuzum' diye dert yanılır bilemedim. Bilemediğimden … Okumaya devam et Sustum…

Yok Gibi Yaşamak

Tam olarak kendini bu yalan dünyaya ne zaman kapatmıştı bilmiyorum. Babannemin ölümünde başsağlığına geldiğinde gördüm onu o halde. Hiç konuşmadığı gibi hiç bir duygu belirtisi de yoktu. Konuşulanları anlamak ya da cevap vermek gibi bir derdi de yok gibiydi. Bedenen yakınımızda olsa da ruhen çok çok uzaklardaydı. Bakışlarından belliydi. Anneme sordum sonra 'nesi var?' diye. … Okumaya devam et Yok Gibi Yaşamak