Çocuk Hakkı – Çocuk Haklı

Sürekli ‘daha dün gibi’ dediğimi fark ettim, peki neydi benim zamanla alıp veremediğim…

 Yeni yıl gelmişcesine süslenmiş yine sokaklar, alışveriş merkezleri, ben zamanı durdurmaya, yavaşlatmaya çalıştıkça bu yeniye olan heyecanı anlamıyorum.

 Son zamanlarda bloguma da giremiyorum, iş yerinde wordpress sakıncalı siteler arasına girdi, evde malum iki bebe ile ilhamın gelmesini beklemek hayli olasılıksız.

 Geçen Facebook sayfamda Çocuk Hakları Günü dolayısıyla paylaştığım yazı çok düşündürdü beni ‘Çocuğun en temel hakkı, çocuk olma hakkıdır’ yazıyordu. Meriç’i düşündüm, zaten sık sık düşünüyorum, onun gibi hayalperest, oyun oynarken kendini kaybeden bir çocuğu saatlerce ödev yapmaya mahkum etmenin haksızlık olduğunu düşündüm. Haksızlık evet ama bir yandan da buna mecbur hatta bunun yanında çok şeye daha da mecbur yine maalesef.

 Bu yıl İngilizce kursuna başladı, geçen yıl da başlamıştı da bırakmıştık sıkılınca, bu yıl ‘alsa iyi olur’ dedi sınıf öğretmeni ‘İngilizce önemli’. E bana göre de Matematik dersi önemli. İnternetten eğlenceli matematik testleri falan alıyorum, eğlenceli olursa sıkılmayacak sanki. Meriç sıkıntıya gelemeyen bir çocuk, geniş zamanları seven, geniş oyun zamanı, geniş yemek zamanı, geniş kitap okuma, geniş resim yapma… Bunlara zaman kalsın diye de sıkıştırılmış ödev zamanı ayarlıyor kendince. Nasıl mı? Yazısı okunmayacak kadar kötü oluyor mesela biran önce bitsin telaşıyla, isteksizliğiyle yaptığı için. Problemlerin çözümleri de öyle alakasız sonuçlar. Ben sinirden deliye dönmüşken de ‘ben daha önemliyim, ödev değil’ deyiveriyor. ‘Tabi ki’ diyorum ‘sen önemlisin’.

 Düşünüyorum daha minnacık, kıyamıyorum ama ‘sen her şeyden önemlisin boş ver kızım ödevini yapmayıver bugünde’ de diyemiyorum. Çünkü tutarsız davranmış olacağım bu kez de. Arkadaşlar anlatıyor kendi çocuklarını, okuldan gelir gelmez ödevinin başına geçen de var Meriç gibi yapan da ödevinin başına geçip mutsuz olan yani, aklı oyunda kalan… Kıyaslamıyorum ki kimseyle onu. O apayrı bir kişilik, bazen sinir harbi de yaşasak onun o kendine münhasır kişiliğine de hayal dünyasına da hayranım ki ben. Keşke diyorum hayat onun istediği gibi olsa. Mesela hayvanları çok seviyor ‘hayvan bakıcısı’ olacağım diyor, ‘veteriner ol’ diyorum, hayvan bakıcısı olmakta kararlı, o hayvanları sevgisiyle iyileştirecekmiş. Bunun için okumaya gerek yokmuş. Paranın pulun ehemmiyetinin olmadığı ne güzel yaşlar… 

 Çocuklarımızın çocuk olma hakkını maalesef erkenden kendi ellerimizle alıyoruz. Çocuklar ilkokuldan itibaren o sınav senin bu sınav da senin bir yarışın, koşturmacanın içinde buluveriyorlar kendilerini. Açıkcası ara ara tökezlediğim bu koşturmacanın içine, zamanın, sistemin acımasız çarkına çocuklarımı da katmak istemezdim. Çocuk çocuk olmalı derken çok ciddiyim ama bu çarkın dışına nasıl çıkılır bilmiyorum. Erkin Koray örneği var evet ama o da pişmanmış kızını okula göndermediğine baksanıza.

 

Akşam olsun da kızlarıma kavuşayım diye beklerken bu ödevler, sınavlar bize fazla geliyor…

 meriç

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s