Eylül’de Adrasan Tatili – Bölüm 2

Kaputaş Plajını geride bıraktıktan sonra yol daha da uzuuuun geldi. Bir an önce Adrasan’da olmak istiyorduk ama yol git git bitmiyordu. Sonra dağları tepeleri aşıp bir köy yoluna girdik harita bizi öyle yönlendiriyordu çünkü. Vardığımız yer bildiğin köydü evet, tarlalar, inekler falan… Meriç ve babası bana ‘sen nasıl bir yer buldun böyle’ der gibi bakıyorlardı endişelilerdi sanki biraz. Neyse uzatmayayım Adrasan işte orası. Denize yaklaştıkça da tatil köyü hissini veren şirin otelleri görmeye başladık, belli deniz orda bir yerlerde. Burada otellerin süslenmeye püslenmeye ihtiyacı yok doğa zaten öyle renkli öyle çekici ki…

 Kalacağımız oteli görünce pek mutlu olduk. Otelin internet sitesinde 3 boyutlu olarak epeydir gezdiğim için hiç yabancı gelmedi. Ve sanki daha önce gelmişçesine rahattım. Telefonla rezervasyon için aradığımda otel sahibi Hüseyin Bey ile de tanışmıştık gayet ilgili samimi davranmıştı dolayısıyla onu da tanıyor gibiydik.

 Bi tek Bungolovlarda kalmamız sıkıntı oldu aile bireyleri için. Ekin odaya girer girmez çığlık atıyor, girmemek için direniyordu. Meriç odayı küçük ve sıkıcı buluyordu, Kocam da ‘otel kısmı daha güzel galiba diyordu’ da üzülmeyeyim diye çok da ses etmiyordu. Bana ise internette oteli gezerken bungolavlar çok sevimli gelmişti. Zaten oda da durmadık sadece yatmak için kullandık. Dışarıda zamanı keyifle geçirecek öyle çok şey vardı ki odayı Ekin hariç çok da sorun etmedik. O her girdiğinde çığlık çığlığa ağlamaya devam etti.

 Otel de en sevdiğimiz yer yemek yeme, dinlenme köşkleriydi. Sarıkavak deresi üzerinde kurulan yerlerde devasa çınar ağaçlarının gölgesinde, kuş sesleri eşliğinde balıklarla, ördeklerle ekmeğimizi paylaşarak yemek yemek, dinlenmek kadar huzur veren başka bir şey yok… Ben de Meriç ile babasını denize yollayıp Ekin’in sabah uykusu için bu köşklere yerleşiyor onu uyutup kendim keyif yapıyordum. Huzurlu ortamın tadını bi fincan kahveyle çıkartıyordum.

 Resim 1650Resim 1632edrassa9kedrassakedrassa1kedrassa2kedrassa3kedrassa4kedrassa5kedrassa6kedrassa7kedrassa8k

Denizi berrak ve pırıl pırıldı hep, burada da sahil minik taşlarla bezenmiş ama rengi Kaputaş’ta olduğu gibi beyaz değil kahve tonlarında. Muhteşem manzaraya sahip bir koyda yüzmek öyle güzeldi ki. Arkamız, sağımız solumuz orman. Önümüz mavi mavi masmavi pırıl pırıl deniz… İşte bu benim, bizim aradığımız ve Adrasan’da bulduğumuz doğa…

  Resim 1637 edrassa10k edrassa11k edrassa12k edrassa13k edrassa14k edrassa15k edrassa16k edrassa17k

Meriç’in yüzmekten sonra en eğlendiği şey taş ve deniz kabuğu toplamak. Hepsini tek tek minik elleriyle toplayıp seviyor. ‘Anne bak, baba bak’ hiç bitmiyor akşama kadar ‘bakıyoruz’. Öyle güzel taşlar var ki gerçekten ben de topladım sonra ganimetlerimizi birleştirdik. Hatta onları boyadık, süsledik akşamları. Meriç deniz aşığı onu denizde izlemek ayrı keyif. Ekin’in de ablasından kalır yanı yoktu. Gölgede tutmak mümkün değil hep denizde oynamak istiyordu.

 Ama belki en güzel yanı da sabahtan akşama durmaksızın yüzen, koşturan kızların yemek saatine kadar zor dayanıp yemekten sonra yine o köşklerde hemen uyuyakalmasıydı. İşte karı koca bizim için gece yeni başlıyordu. Adrasan gecelerine akma vakti demekti bu. Bilenler gülüyordur eminim zira öyle bir şey yok. Aman zaten bizim de niyetimiz yoktu. İyiydik öyle çocuklarımızın üzerine bir örtü örtüp sakinliği, dinginliği, huzuru ta içimizde hissettik. Muhabbet ettik etmediğimiz kadar, sarıldık birbirimize, ördekleri izledik. O birasını ben çayımı yudumladım… Düşünüyorum da romantikmişiz be ya🙂

 Akşamları kocamla baş başa, sabahlarım da Kumrimle baş başa. Her sabah ailenin erkenci bireyleri olan biz ikimiz sahilde tur attık, köye doğru ilerledik. Taş topladık, denize girdik. Yeni yerler keşfettik, bir sürü şeye şaşırdık, fotoğraf çektik, eğlendik… Kahvaltı vakti geldiğinde ailenin diğer yarısını uyandırıp köşklerimize kurulduk.

 Gitmeden önce okuduğum yazılarda Adrasan’ın emekli tatil yeri olduğu gibi eleştiriler okumuştum belki öyledir de gerçekten. Emekli olmadan gittiğimiz için ben şanslı hissettim açıkcası. Bence sizin aradığınız sakinlik, huzur değilse gitmeyin. Eğlence anlayışına göre beklentiye göre değişiyor memnun kalıp kalmamak. Gitmeye karar verdinizse de benim okuduğum gibi olumsuz yazılara kulak asmayın.

 Tatilin son günü gelip çattığında hiç ayrılmak istemedik buraları. Hatta Meriç dedi ki ‘keşke yeni gelmiş olsaydık buraya, yok yok anne o zaman yine zaman geçecekti ve biz gidecektik keşke burada yaşadığımız bir gün iki gün kadar sürseydi. Yani gün 24 saat değil de 48 saat olsaydı.’ Çocuk aklı ama çocuk haklı…

edrassa35k Resim 1623 Resim 1630 Resim 1647 edrassa20k

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s