Eylül’de Adrasan Tatili – Bölüm 1

Yine aylardan Eylül benim için hüzün mevsimi… Kışın habercisi sarı yapraklar, sararmaya başlayan mandalinalar, serinleyen hava, kısalan gündüzler, çocukların okula başlaması vs. beni hep hüzünlendirir. Eylül bazen romantik, melankolik, fotojenik bir duruş sergilese de güzel hisler besleyemem ona karşı maalesef…

 Bu yıl ise Eylül’ü Adrasan’da, tatilde karşılayınca tadından yenmez oldu. Tatilimizi Adrasan’da yapacağız dediğimizde genelde ‘orası neresi?’ sorusu yöneltildi bize. Orası, bizim tatil anlayışımızın tam karşılığı… Huzuru, tertemiz masmavi denizi, büyüleyen doğal güzellikleri ile bizi mest eden kendine hayran bırakan bir yandan keşfedilemese de hep böyle doğal kalsa dediğimiz yerlerden. Gerçi aç gözlü rant avcıları tarafından keşfedilmiş ki bu yaz başında maalesef güzelim ormanı yakıldı. Gözümüz her iliştiğinde içimiz yandı yandı kavruldu. Nasıl bir vicdan anlaşılır gibi değil.😦

Tatil için aylar öncesinden plan program yapmaya başlamıştım. Ben plan – program insanıyım akışına bırakmak bana göre değil, elimde değil yani. Bi kaç yıldır da Adrasan’da tatil yapmanın hayalini kuruyor, ve internette dolaşırken bulduğum çok içime sinen bir otelin sitesindeki fotoğraflara bakıp bakıp duruyordum. Tabi bu hayallerimi eşimle de paylaşıp onu da özendiriyordum. Hatta Meriç’e de göstermek istedim fotoğrafları ama bana dedi ki ‘anne bana sürpriz olsun.’🙂

Ve işte bu yıl hayallerimin gerçek olduğu o köyde o koyda ve o oteldeydik. Çok şükür…

 Tatil planı yaparken Fethiye’de yaşayan Haticem ile görüşebilmek için ve de yine görmeyi çok istediğim Kaputaş plajını görebilmek için güzergâh değiştirdim. Tabi ki Haticemi ve güzel ailesini görmek çok güzeldi, Kaputaş plajı nefisti ama yol öyle çok virajlı ve yorucuydu ki. Oysa normal İzmir – Antalya yolu çok daha kısa ve düzgünmüş. Öğrenmiş olduk.

Kaputaş Plajına gelince gerçekten görülmesi gereken doğa harikası bir plaj. Öyle güzel fotoğraflarını izlemiştim ki gitmeden önce yok ya bu kadar da olmaz dediğim fotoğraflardan bile güzeldi turkuaz rengi deniz. Yine bir virajı geçince karşına çıkıveren şahane bir sürpriz gibi. Bembeyaz minik taşlarla kaplı sahiline varmak için 187 basamak inmeniz gerekiyor. Bu bilgiyi gitmeden önce öğrenmiş planıma da yazmıştım ‘arabayı yol kenarına park edip 187 basamak ineceğiz’ diye. Hep dalgalı mıdır bilmiyorum ama o gün çok dalgalıydı. Dalgalarla eğlenip coştuk bizde. Ama koştura koştura selfie çeke çeke indiğimiz o 187 basamağı geride bırakmak yorucuydu doğrusu. Hele kucağımda Ekin ile…

Kaputaş Plajını geride bıraktıktan sonra yol daha da uzuuuun geldi. Bir an önce Adrasan’da olmak istiyorduk ama yol git git bitmiyordu. Sonra dağları tepeleri aşıp bir köy yoluna girdik harita bizi öyle yönlendiriyordu çünkü. Vardığımız yer bildiğin köydü evet, tarlalar, inekler falan… Meriç ve babası bana ‘sen nasıl bir yer buldun böyle’ der gibi bakıyorlardı endişelilerdi sanki biraz. Neyse uzatmayayım Adrasan işte orası. Denize yaklaştıkça da tatil köyü hissini veren şirin otelleri görmeye başladık, belli deniz orda bir yerlerde. Burada otellerin süslenmeye püslenmeye ihtiyacı yok doğa zaten öyle renkli öyle çekici ki…

Kaputaş Plajı’ndan fotoğraflar…

KAPUTAŞ2kKAPUTAŞ1kKAPUTAŞkKAPUTAŞ3kResim 1627KAPUTAŞ5 KAPUTAŞ4

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s