Dostlarımla…

dostlar45k Dostlar Buluşması 2014 konulu organizasyonumuzu da gerçekleştirdik. Offf bir sene daha bekle şimdi derdindeyim şu an…

Bu yıl İkinci kez Bilecik’te can dostum Nigar ve biraz daha genişleyen ailesinin yeni evinde toplaştık. Yeni minik bi ev sahibimiz daha vardı ismi Sare… Aslında tüm yazının konusu bile olabilir, o kadar çok sevdim ki. Bebek kokusunu, sakinliğini, dinginliğini… Öylece duruyor ama inanılmaz huzur veriyor…

Daha iki aylık olmasına rağmen çok iyi bir evsahibi. Annesi gezi planı yapmış, ben planı okurken yoruldum o bizle gezerken ‘gık’ demedi. Maceracı, gezenti aileye böyle bir Bebek Maşallah! Evet yazının tamamını ele geçirmek üzere 😉

Senenin en kıymetli bi kaç gününü doya doya geçirdik. Tam da istediğimiz gibi, hiç kasmadan telaş etmeden… Sabahları erken kalkıp uzuuun kahvaltılar yaptık. İlk gün Bilecik’in keşfedilmemiş yerlerini keşfetmeye çıktık. Şaka şaka yok öyle bir yer 🙂 Ama olsun yine de güzel yerlerdi, çocukların kendi kendilerine eğlendiği dolayısıyla bizim rahat muhabbet edebildiğimiz yer olması kafiydi zaten. Yeşillikler içinde doğanın kucağında mutlu saatler geçirdik. Geceleri yatma saatini geçe aldık zamanı en iyi değerlendirmek için.

İkinci gün yine erken kalkıp uzunnn bi kahvaltı ve sonra ver elini Eskişehir. Hep gitmek istediğim bir şehirdi, can dostlarımla birlikte gitmek varmış. Eskişehir’i gezip görünce Göknurcuğumun memleketini neden bu kadar sevdiğini anladım. Çünkü  İzmir’den sonra yaşanılacak şehir orası. Deniz yok ama bir çay (Porsuk) millete eğlence olmuş, bu kadar mı iyi değerlendirilir, adamlar yapmış abi. Hareketli, renkli, enerjik, yaşayan, nefis bir şehir işte. En çok uçsuz bucaksız gibi gelen Sazova Bilim Kültür ve Sanat Parkı‘’nı, Porsuk Çayının kenarındaki cafelerin canlılığını sevdim.

Eve döndüğümüzde adamakıllı yorulmuşuz ama yine de kolay teslim etmedik uykuya kendimizi, saçma bi film izledik. Biraz balkon muhabbeti derken daha fazla dayanamayıp uyuduk. 

Ertesi sabah son uzunnn kahvaltımızı yaptık hani Cemal Süreya demiş ya ‘Kahvaltının mutlulukla bir ilgisi olmalı’ aynen öyle hele de en sevdiğin dostların yanındaysa daha bi mutlu…

Kahvaltı sonrası benim planım çoluğu çocuğu toparlayıp eve doğru yola çıkmaktı, ertesi gün okul var, çocukların banyosu, beslenmesi şusu busu. Ama öyle olmadı. ‘Bi kahve içelim bi yerde öyle gidin’ dedi ev sahiplerimiz. Gittik kahve içtik, çay içtik… ‘Hadi biz kalkalım’ dedik, bu kez ‘geçen geldiğinizde gitmiştik ama şimdi çok değişti bir de şurayı görün’ dedi ev sahiplerimiz orayı da gördük derken saat hayli geç oldu. Birbirimizden ayrılmak ne kadar zor olsa da Canım Tülücüğümün yolda durup biryerlerde birşeyler içelim teklifini kabul edemedim. Çocukların banyosu falan malum.

Sağ salim döndüğümüzde Çoçukların banyosunu yaptırıp, uyutacak zamanı buldum ama keşke yolda durup Tülaylarla birşeyler içseydik demeden edemedim. Yine tadı damağımda kaldı…

Kızlara Not 1: Herşey harikaydı, şahaneydi, eşsizdi ama bu buluşmadan ‘aklında en çok yer eden ne’ derseniz kızlar: ‘İlerde … yapacağım’ dediğimde ‘senin ilerin mi kalmış’ diyen Nigi’min sözü derim 😉

Demeseydi iyiydi yahu. Çünkü hala ileride yapmayı düşündüğüm el işlerim var benim. Kanaviçe yapacağım, bebelere kıyafetler dikip, öreceğim, bol bol fotoğraf çekeceğim.

Kızlara Not 2: Bir de sizi çok seviyorum, nice buluşmalarımız olsun, her defasında çoğalalım ama eksilmeyelim…

Son bişi : Kocalarımıza kocaman bir teşekkür gönderelim, bu buluşmalarımızı destekleyip iyi birer arkadaş oldukları için, çocuklarımıza da çok teşekkür ederim her buluşmada biraz daha büyüyüp bize yaşlandığımızı hatırlatsalar da anlaştıkları ve uyumları için…dostlar3k

Şenlikli Buluşma

      selcuk4k    Aylin, Eray ve Ayşe lise arkadaşlarım. O yıllarda kıymeti çok da bilinmiyor ama bu çok özel bir arkadaşlıkmış, kardeşlik kadar özel. Düşünüyorum da birlikte büyümüşüz aslında. Birbirimizin ne sırlarına ortak olmuşuz, ne küslükler, ne sevinçler yaşamışız… Bu arkadaşlığı dolu dolu yaşamış olmak çok güzel, en güzeli de hala kopmamış olmamız… Bir ara Ayşe kaç yıllık arkadaşız onu hesaplamaya çalışıyordu çok eski bi tarihti Milattan Önce gibi bişi hatırlamıyorum 🙂

Şimdi büyüdük çoluk çocuğa karıştık. Aylin Marmaris, Antalya, İstanbul dolaşırken bir anda Selçuk’a konuverdi. Çok mutlu olduk onun da yakınlarımızda olmasına. Ve Organizasyon İşleri Başkanı olarak kızlara ‘Aylin’e hoşgeldine gidelim ‘ dedim. ‘Aaa süper olur gidelim bir gün’ dediler. Ben ‘bir gün’ kelimesinden hiç hazzetmeyen ve konuşulan şeylerin havada kalmasından rahatsızlık duyan biri olarak bu işi elime aldım ve organizasyonu başarılı bir şekilde gerçekleştirdim. Aman ne var abartacak dört arkadaş buluşmuşsunuz demeyin rica edicem. Bu dört arkadaşın eşi var, işi var, herşeyden önemlisi bebeleri var, bu bebelerin hastalığı var, sınavları var bi dolu şey var yani.

İşte böyle biz dört lise arkadaşı, kıymetli eşlerimiz, minik yavrularımızla önce Aylin’in yeni şehri ve yeni yuvasını sonra Şirince’nin tarihi ve turistik sokaklarını şenlendirdik. Yanımızdaki insanlar güzel olunca,  zamanın nasıl geçtiğini anlamadan yaşarken mekanın önemi olmuyor aslında. Çocuklar gibi şendik… Çok eğlendik…  Uzun bir aradan sonra muhabbetimize kaldığımız yerden devam ettik, işte benim en sevdiğim kısım burasıydı…

Bundan sonraki buluşma İzmir’de olacak büyük ihtimalle,  bu çok güzel ama korkarım her gittiğimde bir daha da gelmem dediğim Sasalı Doğal Yaşam Parkında geçecek 🙂 Hımm ne diyordum yanındaki insanlarla birarada olmaktan zevk alıyorsak mekanın ne önemi var. Hı hı 🙂selcuk8kselcuk9kselcuk11kselcuk13kselcuk19kselcuk30kselcuk49kselcuk54kselcuk5kselcuk3kselcuk71kselcuk7kselcuk18kselcuk17kselcuk16k

selcuk15kselcuk28selcuk69k

Yeni Bir Dönem – Ekin 19 Aylık

dostlar20kEkin Bebe için yeni bir dönüm noktası sayılabilecek bir günün sabahına uyandım. Her dönüm noktası gibi heyecanlı, telaşlı, endişeli bi sürü duygu yine birbirine geçmiş durumda. En çok da boşluk var kocaman…

Ekin Bebeyi emzirmeyi bıraktım. Hafta sonu annemlere giderken yine tüm yolculuğu emerek geçirmeyi istedi. Neden çünkü yolculuk yapmayı sevmiyor. Her kırmızı ışıkta durduğumuzda ‘geldikkkk’ diyor. Baktı ki gelmemiş yumuluyor. Önce emzirdim ama yarım saat kadar sonra yeter dedim. Karar verdim yol boyu bir daha emzirmemeye. Çok zorladı, ağladı etti ı ıh emzirmedim. Anneme gittiğimde de anlattım yolda yaşadıklarımı. O da ‘kes artık yeter emdiği’ dedi. Ben de zaten daha önce de yazdığım gibi bu konuda git gel yaşıyordum. Annemin de desteğini alınca ‘tamam bitecek burda bu iş’ dedim. Bu gibi konularda (memeden kesmek, tuvalet eğitimi gibi) en önemli adım ‘kararlı olmak’ kesinlikle.

O akşam son kez doya doya emzirdim. Hep emerek uyuyordu bebeğim.  Sabah uyandığında hemen atladı kucağıma ’emici emici’ dedi her zaman ki gibi. Önceden bi kaç çizik attım kalemle ve ‘pis olmuşşş’ dedim. Eliyle şöyle bir silmeyi denedi sonra hemen döndü gitti. Ben şaşkın, ben garip…

O gün bir kez daha yaklaştı ama sonra ’emici gittiii’ dedi. Ben de onayladım. Bir daha gün boyu yaklaşmadı. Akşam uyku saati geldiğinde kucağıma geldi sokuldu ama emme çabası göstermedi. Uykuya geçmesi hemen olmasa da beklediğimizden daha sancısız oldu. Sabah kalktığında biraz mahsunluk vardı yüzünde, annemlerde olduğumuz için kediydi , köpekti oyaladık, kahvaltısını yaptırdık. Yine bir daha aramadı. Akşamları daha çok garipsiyor sanırım ve ben de öyle, ya da bana garip geldiğinden ona da garip geldiğini düşünüyorum. ‘Annem ve eşim sen daha çok zorlanıyorsun’ dediler hatta. Duygusal bir boşluk yaşıyorum ve ben daha çok onun ne yaşadığını merak ediyorum. Umarım kolay atlatır bu boşluğu 😦

İştahının artacağını düşünerek teselli buluyorum. Yoksa hafta sonları ve akşamları yemek yemeyi reddedip sürekli emmek istiyordu.  

Bugün üçüncü gün… Sabah uyandı yine her zamanki gibi ‘anneeaaa’ diye seslendi. Yanına gittim onu iltifatlara öpücüklere boğdum ve Ekincik ‘mama mama’ diyerek tempo tuttu. Bıdık kabullenmiş bile, ’emici’ demedi… Bakıcı teyzesine anlattığımda ‘kimseye söylemeyelim bu kadar kolay olduğunu’ dedi.

Ama yazmasam olmazdı… Bir dönem daha bitti… Hüzünlü… Tuhaf…