Kesmek ya da Kesmemek…

Hamilelik bebekle kurulan mucizevi bağın ilk başlangıcıdır. Ben her iki hamileliğimde de bu bağın gücüne çok inandım. Kendinden geçip senin içinde gelişip büyüyen canlı için yaşıyorsun. Onunla kurduğun duygusal bağ o zaman yerleşiyor yüreğine. Kendini bu yüzden babadan daha şanslı görüyorsun. Garibim baba kişisi ancak hastane odasında kucağına aldığında o mucizevi duyguyu yaşıyor. Tekmelerde falan bir heyecan yapıyor yapmasına ama o kadar!

Hamileliklerimi çok özlüyorum ben işte bu yüzden. Bebeğimin içimde büyüyüp gelişmesi hem daha güvenli geldiğinden, hem de bencilce ama nereye gidersem gideyim, ne yersem yiyeyim hep benimle olduğundan…

Ama hamilelik döneminde yaşadığım o yoğun ve ikimize özel duygu akışını doğumdan sonra iki çocuğumda emzirirken de yaşadım çok şükür… Bence o da mucizevi bir şey. Hem anne – çocuk ilişkisi açısından en güzel his, hem de çok sağlıklı. Onları emzirirken hastalıklara karşı en iyi şekilde koruduğumu, hem de en sağlıklı şekilde beslediğimi düşünerek kendimle gurur duydum. Emzirmek istemeyen ya da sütü gelmeyen anneler için çok üzülüyorum.

Meriç’i iki yıla yakın emzirdim. Onun bırakmaya niyeti yoktu iştahsız bir bebekti ve emmek en sevdiği şeydi. Sadece geceleri emiyordu ve ben de kıyamamıştım o zamana kadar. Ama emme süresi uzadıkça yemek yemesine engel oldukça ‘artık yeter’ deyip kesivermiştik. O zaman iki gün annemde kaldı benden ayrı. İlk ayrılığımızdı, çok zor geçmişti.

Şimdi Ekin ile aynı dönemlerdeyiz. 16 aylık oldu çalıştığım için akşamları ve hafta sonları emiyor ama ne emmek. Tatlı niyetine, atıştırmalık niyetine. Bazen yemek niyetine de emiyor o zaman üzülüyorum, o da çok iştahlı değil emdiği zaman çok az yemek yiyor.  Artık doyurucu bir özelliği olmadığı için kesmek istesem de o bağı koparmak çok hüzünlü geliyor… Bir dönemin bitişi demek bu aynı zamanda… Bağımsız birey olma yolunda önemli bir adım…

Ekin eğer benimleyse emerek uykuya dalıyor uykuya dalma süresi  büyüdükçe uzuyor da uzuyor. Bu yüzden geceleri bana artık zor gelmeye başladı açıkcası. Ekin Bebenin bırakacağı yok o kesin de bakalım ben ne zaman hazır olacağım, bu kez nasıl bir yol izleyeceğim bıraktırmak için. Bu aralar bu konuya yoğunlaştım, araştırıp okuyorum. Genelde edindiğim bilgi korkutarak kesilmemesi yönünde. O zaman da daha uzun bir süreç gerekiyor sanki. Annemin aklına uyup Meriç emmesin diye bantlamıştık. Daha kötüsü kendimden iki gün uzak tutarak ayırmıştım. Çok şükür kalıcı bir travma falan yaşamadı, unuttu gitti.

Bu arada okuyorum da hiç bu işin anne yönünü anlatan bir yazı bulamıyorum. Benim yaşayacağım boşluk ne olacak 😉

Anlatıyorum hatta abartıyorum falan ama ileride başıma gelecekleri düşünürsek belki en kolay dönem, daha iki yaş sendromu var bunun, tuvalet eğitimi, kreşe başlama…

Amannn sağlıklı olsunlar da, geçip gidiyor işte bu zamanlar…

Bir Sevgililer Günü Anısı

Sevgililer günü yazısı yazacağım aklıma gelmezdi ama bugün facebook, twitter, instagram kısacası bütün sosyal alem, Google Amca bile sevgi böcüğü modunda, mail kutuma düşen sevgililer günü kutlamaları, kampanyaları da cabası. Kalpler, tektaşlar, çoktaşlar istesen de kaçamıyorsun. Hatta bu ara ciddi ciddi sardığım ilk oyun olan Hay Day bile ev yapımı sevgililer günü kurabiyesi yapmamı istedi.

 Biz bu günü kendimizce özel bulmadığımızdan kutlamıyoruz, tamamen ticari amaçlı bunlar şekerimmm. Şimdi aranızda ‘tabi kocan hatırlayıp bi tam tur bileklik almıyor, onu da geçtim bir orkide bir papatya bile göndermiyor, şiir neyim de yazmıyor ondan böyle yok efendim ticari, yok saçma gibi’ karalamalar yapıyorsun diyenleriniz olabilir. Hımmm hakkınız da olabilir ama yok ya kocam bana hediye alacaksa yarın alsın ya da bir ay sonra alsın sorun olmaz yani.

 Ama ben bugün asıl mazide bir gün hatta evliliğimizin ilk yıllarında kocamın bana aldığı hediyeyi yıllar sonra tarihe not olsun diye yazıyorum… Ben ne zaman anlatacak olsam kocam ‘duymayan kaldı mı?’ diye soruyordu duymayan kalmasın dedim 😉

 Şimdi… evliliğimizin ilk ya da ikinci sevgililer gününü yaşıyoruz, ikimizde ticari amaçlı bir gün olduğunu birbirimizin kafasına iyice sokmuşuz ‘yani kimse birbirinden hediye falan beklemiyor’. Kocacım iş çıkışı beni eve bıraktı ekmek almaya gitti. Ben de çekmişim eşofmanları telaşla akşam yemeğimizi hazırlıyorum. Gitti gelmez, gitti gelmez… Ben sinirlenmişim de birazcık, derken kapı çaldı, açtım kapıyı, tam çemkiricem ‘nerde kaldın?’ diye o da ne?!! Elinde kocaman bir paket!!! Benim gözlerim bi parladı tabi. O an ticariymiş, saçmaymış hiç umurumda değildi valla huyumuz kurusun kadın milletinin hediyenin cazibesine kapılması bu kadar saniyelik bir olay işte.

 Ayyyy benim yelkenler suya indiği gibi ağzım kulaklarıma vardı, hatta eteklerim zil çaldı… Kırmızılı janjanlı ambalajlı hediyemi aldım elime, paket büyük olduğu gibi ağır da. ‘Allah Allah ne olabilir ki bu’ diye hızlıca düşünürken o an kafamda bir ampul yandı (yanmaz olasıca) ‘nolur olmasın nolur olmasın’ diye dua ede ede açtım ki bir de ne göreyim ‘Düdüklü Tencere’!!! Ben alı al moru mor oldum. Karşımda mutluluktan deliye dönmemi en sevgi pıtırcığı halimle kendisine sarılmamı bekleyen bir adam elimde de düdüklü tencere var. Gülsem mi ağlasam mı bilemediğim zamanlardan birini yaşadım o an. Bir seçenek daha var ama sevgililer gününde cinnet geçirdi manşetlerinde yer almamak adına onu hemen es geçtim 😉

 Ne mi yaptım gülme krizine yakalandım, delirmiş gibi güldüm durdum. Bu defa kocam bozuldu, (napim benim de sinirlerim bozuldu) O ana kadar benim gözümden kaçmış olan (tabi koca paketi görünce) çiçek demetini uzatarak, ‘beğeneceğini düşünmüştüm geçenlerde alsak mı demiştin’ dedi. Ben de kendisine teşekkür edip sevgililer gününü kutladım. Sarıldık falan… Allah için çiçekler çok güzeldi. Amaaa bu iş orada bitmedi tabi. Her sevgililer gününde ya da sevgililer günü muhabbetinde bu olay anlatıla anlatıla efsane oldu.

 Benim doğum günüm Ocak’ta ardından Şubat ayında sevgililer günü olunca tuzluya patlayacak adam napsın doğum günümde hediye aldığında başlıyor ‘bu hediyeyi sana bugün kutladığımız doğum günün, sonrasında kutlamayacağım sevgililer günü, anneler günü ve diğer unutacağım günler için veriyorum’ diye. Zaten anlattığım gibi bu işi beceremiyor da, e ben de zaten saçma buluyorum dolayısıyla sorun yok, biz böyle mutluyuz. Yok be kendimi kandırmıyorum valla bak!

Bu günü özel bulan sevgilisi olan olmayan herkesin Sevgililer Gününü kutlarım…

 Bi not: O düdüklü tencereyi 10 sene önce almayı düşünmüş olsam da kocam da hangi akla hizmet edip bana sevgililer günü hediyesi olarak almışsa da ben kullanmaya henüz geçen yılın ortalarında başladım. Düdüklü tencere benim için bir öcüden farksızdı. Ama şimdi aramız iyi.

Bi not daha: Kocacığım hediye almayı beceremiyor desem de bazen öyle güzel süprizler yapar ve hediyeler alır ki, zevkli adamdır aslında vesselam, eee beni almasından da belli değil mi? 🙂

 Daha küçük bi not, bi rica : Aramızda kalsın lütfennn 😉