10. Ay – Sonunda Dişi Çıktı

Resim 4716On aylık oldu dedim az önce birine… On ay nerdeyse bir yaşına girecek. En çok tatilde Ela (yeğenim) ile yanyana geldiğinde anladım ne çok büyüdüğünü.

Doğum günü hazırlıklarına başlamalı, pastayı kendim yapabilir miyim acaba? Bir de tütüsünü kendim yapmak istiyorum çok da zor bir şey değilmiş geçen internette bir blogta gördüm. Ah becerebilsem herşeylerini kendim yapmak isterdim ya. Ne cici elbiseler dikiyor becerikli analar. Maşallah onlara.

Ekin’in çok şükür dişleri çıktı şu an tam dört dişi var. İki üstte iki altta. Bu arada doktorun dediği gibi ilk diş üstten pırtladı, kocam haklıymış adam boşuna okumamış sonra alttan iki tane, üstten bir tane daha. Belki aralarında bir gün falan var ama olsun adamın hakkını vermek lazım 🙂

Nerdeyse yürüyeceği bir anda sanırım düşmeleri onun cesaretini kırdı şimdi tembelliğe vurdu o yürüyüverme hevesi yok. Dolayısıyla bizim hevesimiz de kursağımızda kaldı. Güç olmasın da varsın geç olsun…

Tehlikeli zamanlar işte, nerede elektirik prizi, nerede kırılacak şeyler, nerede sivri masalar, sehpalar orda Ekin Kuzu… Şükür kendimizce önlemlerini aldık, zaten insan hep tetikte oluyor onunlayken ama ne zaman ne yapacağı belli değil sağa gelirken dümeni sola kırıveriyor ki Allah muhafaza!

Taklitciliği geçti artık gayet bilinçli hareketleri komutları var ‘gel’ diyorsa gideceksin, ‘ver’ diyorsa da vereceksin! Yoksa sinirleniyor zira elinin hiç ayarı yok ‘eh’ deyip o minik elini suratına indirdiğinde canın yanabilir.

Ablası gibi kedi delisi, pisileri bir çağırışı, onları sıkılmadan takip edişi var ki… Artık kediler nerde biz oradayız…

Netekim Beklenen İtiraf Geldi

Birgün (bir ay kadar önce) Meriç ile sohbet sırasında…

Anne: Meriç biliyor musun Cemre’nin de kardeşi olacakmış?!

Meriç: Yaaaa (biraz yazık ona der gibi geldi bana)

Anne: Evet. Ama Cemre daha kardeşi doğmadan annesine ‘Anne ben kardeşimi kıskanırım’ demiş. Hahahaa 🙂

Meriç: …………. (ne var şimdi bunda gülecek der gibi geldi bana)

Anne: Nuray da Cemre’ye demiş ki ‘Meriç’in de kardeşi var ve kardeşini çok seviyor hiç kıskanmıyor’ ???!!!!&%^?

Meriç: (kısa bir sessizlikten sonra) Anne ben aslında kardeşimi kıskanıyorum!

Anne: Aa öyle mi?

Meriç: Evet

Anne: Peki en çok ne zaman?

Meriç: Siz onu daha çok kucağınıza aldığınızda….

Kucak kucak kucak öpücük öpücük öpücük kucak öpücük kucak öpücük…

https://sukriyekorkmaz.wordpress.com/2013/07/01/kiskanclik-sinsi-bir-belaymis/ isimli yazımda demiştim açık açık söylese kıskandığını konuşsak herşey daha iyi olacak diye… Netekim itiraf etti.

Çok duyguluydu, çok özel bir andı tarihe not olsun diye buraya yazmak istedim. Kızım kardeşini çok sevmesine rağmen çok da kıskanıyordu, e bu da zaten normaliydi. Hareketleriyle değil de açıkca söylemiş olmasına ailecek, çok sevindik ve aslında Meriç’te bunu artık söylemiş olduğu için rahatladı.

İnsan Sevdiğini Hiç Üzer Mi?

Kardeşle küslük ne zaman koyar insana…

Aslında kolay kolay akıldan çıkacak birşey değildir ama en çok…

* Bayramlarda herkes gelip de o küs olan kardeş gelmediğinde, istersen on kardeş ol o küs kardeş bir yumrudur boğazında, bir gözyaşı damlasıdır gözünde…

* Küs olunan kardeş ile ilgili (kendisi veya bebeleri ile ilgili) bir gelişmeden bahsederken birileri iyi yada kötü ne diyeceğini bilemediğinde…

* Küçük bebesi varsa küs olduğun yıllar boyunca büyümesini uzaktan seyretmek zorunda kaldığında…

* O herşeyden habersiz ufaklık yanına gelip sevimlilik yaptığında kaçamak sevmeye çalıştığında… (yazar burada gözyaşlarını tutamaz)

* Bu bebenin büyük ablaları varsa mesela onların evleneceğini, üniversiteyi kazandığını vs. bilgileri başkalarından öğrendiğinde…

* Kötüsü aynı köy içindeysen eğer yeğeninin yapılan nişan töreninde televizyonu son ses açmana rağmen duyduğun orkestranın sesiyle dalıp gittiğinde…

* Havai fişekler ardardına atılırken duygularını sessizliğe hapsettiğinde…

 Zordur işte daha sayamadığım çok fazla şey olduğunda…

Diğer taraftan yapılan hata öyle büyüktür ki nerdeyse senin hayatına mal olacak kadar büyüktür ve dişinle tırnağınla yaptığın emeklerin onun yüzünden uçup gitmiştir. Sen şükür ölmedim yaşıyorum, şükür aç açıkta değiliz diye düşünüp minik yeğenini hoplatmaya; büyüdüğüne inanamadığın güzel yeğeninin düğününde harmandalı oynamaya dünden hazırsındır ama…

Ama kızların affeder mi zor günlerde seni yapayalnız bırakan, senin sağlığını umursamayan, haketmediğin sözleri duymana sebep olan amcalarını?

Onlar affetse eşin affeder mi onca yıllık emeğini malını mülkünü hiç eden kayınbiraderini?

Nasıl der ki onlara ben affettim…

Ben affetsem onlar affetmez der bir bayramı daha buruk atlatır…

Velhasılkelam zordur kardeşle küslük…

Ah pepee üzüyor bu insanlar birbirini, küsüyor kardeşler birbirine… Sen üzme e mi?

Ekin ve Arkadaşları ve de Anneleri

Önceki gün sitenin parkında Ekin’den 18 gün önce doğmuş bir bebek ve annesiyle tanıştık. Ekin bir heyecanlandı bir heyecanlandı biz anneler olarak şaştık bu arkadaş canlılığına. Neyse efendim ben çaktırmadan -hiç de tüm gününü twitter’da, bloglarda geçiren, yapanlara burun kıvıran bir anneye yakışmayan bir edayla – diğer bebeği inceledim.  Kilosunu, boyunu, dişleri çıkmış mı çıkmamış mı… (Aralarında 18 gün önce olunca istemeden inceliyor insan napiim.) Sonra da karşılıklı arkası gelmeyen sorular, ne yiyor ne içiyor, aa bak şunu da yap çok iyi geliyor şeklinde klasik iki anne muhabbeti ederken oooo bi bakmışız karanlık çökmüş. Konuşamadıklarımızı konuşalım diye birbirimize gelme gitme sözü verdik. Tabi karşılıklı muhabbetimizden keyif almasak tekrar görüşmeyi düşünmezdik.

Mesela dün akşam yine parka çıktığımızda kaşılıklı bloklarda oturduğumuz Ekin ile arasında 1,5 ay bebeği olan balkonda karşılaştıkça selamlaştığımız diğer anneyle de bir daha mümkünse görüşmemeyi diledim.  Öncelikle çalışıyor olmamı acımasızca yargıladı, ‘nasıl bırakırsın ben hayatta bırakmam (ki saygı duyarım) bakıcı nasıl bakıyor iyi bakıyor mu bari? ah nerden bileceksin? ben yaptığım yemeklerden size getireyim de çocuk doğru dürüst bir şey yesin.’  Çocuklarımın isimlerine kadar eleştirmeye cüret etti. Allah’ım kabus gibiydi o konuştukça içim daraldı. Bir karşılaştırdı bir karşılaştırdı. Elbette susmadım bende verdim cevabını. Ama bu arada ağladım ağlıycam o kıvama geldim ki imdadıma Meriç yetişti ‘anne beni sallar mısın?’ ay ne demek hemen kaçtım ordan. 

Çok şükür bakıcımdan çok memnunum. Onu benim karşıma Allah çıkardı. Meriç’in okuldan arkadaşının annesi. Biz kızları okuldan almaya gittiğimizde sık sık görüşüyor, birbirimize misafir oluyorduk. Bakıcı muhabbeti yapmadan öncesinde aramızda karşılıklı bir sevgi, güven vardı. Ben okulun başlarında koca göbeğimle Meriç’i almaya gelip giderken  bana kendisi ‘bebek doğduktan sonra senin için zor olur, eğer kimsen yoksa alacak ben Meriç’i okul çıkışı eve getiririm dert etme’ demişti. Ben gerçekten çok sevinmiştim, çünkü düşünüyorduk iki adımlık yer için servis mi bulsak, babası öğle arası işten gelip okuldan Meriç’i mi alsa… Benim için adeta kurtarıcı gibi olmuştu onun teklifi. Aynı şekilde Ekin’e bakıcı ararken de. İhtiyacı olmasına rağmen eşi çalışmasını istemiyordu ben de hiç üstelememiştim ama baksa ne iyi olur diyorduk annemle. Bir kere çok vicdanlı bir insan, çocuklarımın sağlıklı beslenmeleri için benim kadar kafa yoruyor, uyku düzenine çok dikkat ediyor. Herşeyden önemlisi kızlarımı çok seviyor. Sevgisinde ne kadar samimi görebiliyorum. Kızlarım da onu seviyor. Meriç zaten gün boyu neler yaptıklarını anlatıyor. Bakıcımız kızını da bize getirdiği için iyi oluyor Meriç’te sıkılmamış oluyor.

Kendim bakmayı çok istedim ama olmadı, evdeki hesap tutmadı ama içim gerçekten rahat çok şükür. Millet de bir rahatlasa…