Annelik Toz Pembe Değildir Her Zaman- 1

Hep olumlu şeyler yazılıyor anne bloglarında kendimi kötü hissediyorum o yüzden şimdi yazacaklarımı aleyhime kullanmayın olur mu? Ben böyle değildim anneyken oldum. Hem ‘Annelik her zaman toz pembe değildir’ demiş Blogcu anne 🙂 değil mi ama? 

Siz kızlarımın ne kadar bana anka göründüğünü bilirsiniz zaten işte bu yazacaklarım da onun getirdiği şeyler…

* Kızım arkadaşlarıyla oyun oynuyor bakıyorum oyuncakları paylaşmışlar ama sonra birinin gözü kızımın elindeki oyuncakta kalmış almaya çalışıyor benim şahin gibi olaya hooop dalıp müdahale edesim geliyor kendimi zor tutuyorum. Sonuç: kızım eğer o arkadaşını seviyorsa genelde elindekini veriyor, sevmiyorsa oynamaz zaten.

* Kızım küçüklüğünden beri hep kendinden büyüklerle oynamayı daha çok sevdi okul hayatına atıldığından beridir de yaşıtlarıyla oynamaya başladı diyebilirim. Kendinden 2-3 yaş küçük kız çocuğunu annesi Meriç’in yanına götürüyor ‘hadi oynayın ablası’ diyor. Kızımı tanıyorum sevmiyor bebelerle oyun oynasın daha doğrusu onları oyalasın benim yine şahin gibi atlayasım geliyor ‘Dur kızımı rahatsız etme ben oynarım senin bebenle’ diye.  Ama Meriç istemeyerek de olsa oynuyor onunla.

* Ya da ki en çok utandığım arkadaş çocuğunu öve öve bitiremiyor ya hah işte o zaman benim de ‘hıh o da bir şey mi…’ çıkışı yapasım geliyor kendimi tutuyorum şey yani bazen tutuyor bazen tutamıyorum…  🙂

Kusursuz anne olmayı ben başaramadım. Kızım bana bu konuda dersler veriyor.  Hani ben kendimi tuttum da kızımın oyuncağını arkadaşına vermesine ses çıkarmadım ya sonra onunla muhabbet ederken şöyle söyleyiveriyorum: Kızım oyuncaklarını arkadaşlarınla paylaşman çok güzel ama eğer arkadaşın oyunun kurallarına uymuyorsa paylaşmak zorunda değilsin, ya da sallanma sırası sendeydi sıranı neden bilmem kime verdin herkes sırasını bilmeli değil mi? 

O da bana diyor ki: Olsun anne biz arkadaşız ben arkadaşımı seviyorum, bazen de o bana veriyor.

Eh be yerin dibine gir e mi kadın!

Ya da küçük kızını illa Meriç ile oynamaya zorlamış teyzeye neden onunla oynamak istemediğini söylemiyorsun dediğim de Meriç: Anne … çok tatlı onu üzmek istemiyorum. Hem o daha çok küçük. Ben dumur olmuş bir şekilde kızımın yüzüne bakıyorum ve ona olan hayranlığım kat be kat artıyor. 

kBu arada Kendime de kızıyorum tabi paylaşmanın ne kadar güzel bir şey olduğunu sen öğrettin noldu şimdi haksızlıklara karşı kendini koruyamazsa diye mi çekiniyorsun? İstemediği şeylere ‘hayır’ deme cesareti mi olsun istiyorsun? Bir yerlerde yanlış yapıyorsun…

 Anne olunca anladığım çok şey var, doğru ve yanlışın iç içe olduğunu anlamam gibi.  Konu çocuk olunca her şey ince bir çizgiymiş meğer.

Bana verdiğin derslerin müptelasıyım Kumrim!

Resim 1606-002

(Devamı gelir bu yazıların bende bu malzeme oldukça)

5. Ay Aşık oluyorum Eyvah!

Ekin’in bu ayı oldukça hareketliydi. Zaten kolları ayakları hiç durmuyordu ama bu ay daha başkalaştı bu hareketler. Ana kucağında artık bir dakika bile durmuyor hatta yere serdiğim örtüsünden bile yuvarlanıp olmayacak yerlere giriyor. Bu hareketli hallerini gören dedesi dayanamayıp yürüteç almış 🙂 Ben Meriç’te yine hediye olarak geldiği halde hiç kullanmamıştım ama sanırım Ekin’de kullanacağım. Şimdilik oturtmuyorum sadece üzerinde güzel oyuncakları var onlarla oynatıyorum. Hareketli şeylere bayılıyor bu sallanan bir ayak olsa bile. 

Oturmaya ve hatta ayağa kalkmaya çalışıyor. Bizi yanına çekmek için onu kucağa almamız için çok dil döküyor bu bazen melodik sesler şeklinde olsa da onu kucaklamamışsak bu sevimli sesler feryada dönüşüyor. Mesela şu an ben babası alsın diye beklerken sanırım babası da benim almamı bekliyor sonunda kazanan elbette Ekin oluyor 🙂

Bu ay en çok aramızdaki bağın daha da güçlendiğini hissettim.  Beni gördüğünde gülücükler atıp kollarını uzatıyor onu alacağımdan emin, onu doyuracağımdan emin. Aynı şekilde babası ve ablasına da sevgisini gülücüklerle gösteriyor. Meriç ile karşılaştırdığımda hareketli olmaları aynı ama sakinlik yönünden Ekin daha sakin ve etrafına bol gülücük atan bir bebek. Meriç’i güldürmek öyle kolay olmazdı. 

Sürekli inceleme halinde daha doğrusu keşif halinde bu halleri çok sevimli, onun farkındalığı arttıkça ilişkimiz daha güzelleşiyor. Tepkilerini keyifle izliyoruz. 

Hani bebeğimin doğumuyla içimi kaplayan sevgisi vardı ya artık o aşka dönüşüyor… 

Bu arada  az önce kazanan ben olmuştum babası almıştı Ekin’i kucağına ama sonra o meşhur cümlesini etmesi uzun sürmedi ‘Annesi acıkmış kızım’ 

Bu arada çok şükür kızımı emziriyorum ama Meriç’in yeme sorununu ek gıdaya geç başlamamıza bağladığım için Ekin’de bu geçişte zorlanmamak amacıyla ek gıdaya geçişe alıştırma turları yapmaya başladık. Doktorumuz da bu konuda bizi destekleyici bir yol gösterdi buna çok sevindim. Açıkçası desteklemese de başlayacaktım biliyorum biliyorum örnek blog olarak  gösterilmem zor ama beni iştahsız çocuğa sahip olan annelerin iyi anlayacağını düşünüyorum. Ekin şu anda çok istekli görünüyor yemek masasında bizim yediklerimizle çok ilgili ve ona verdiğim alıştırma yiyecekleriyle de öyle.

Çok şükür bu ay kilosunu hem doktorumuz hem aile hekimi hemşiremiz beğendi ayrıca rota virüs aşısının ikincisini yaptırdık.  Bu maalesef devletin karşılamadığı bir aşı ve ağızdan yapılıyor bu yüzden gayet rahattım aşı odasında bu kez. Demek ki parayı basınca acı da olmuyor 😀 

İşte böyle güzel bir ayı daha geride bıraktık… 

(Bir gece vakti ben sanırım sızmışım ya da sızmak üzereyim o hala kitabı inceliyor)

Resim 1208