Atlı karınca dönüyor dönüyor…

Fotoğraf makinama hakettiği ilgiyi gösteremediğim için üzülüyorum hiç fırsatım olmuyor ne yazık ki. Hatta terzi kendi söküğü dikemezmiş derler ya doğru dürüst hamilelik fotoğrafım bile yok. Ama düğünlere giderken yanıma almayı unutmuyorum o zaman da çektiklerim bildiğiniz hatıra fotoğrafından öte olmuyor, ailenizin şipşakçısı muamelesi yapılıyor biraz ama olsun hiç değilse o işe yarasın.

Geçenlerde bir düğünde ona bile izin verilmeyecekti nerdeyse, salonun fotoğrafçısı geldi ‘profesyonel makina ile fotoğraf çekmek yasak’ dedi. ‘Neden, ben kendi masamı çekiyorum ne sakıncası var’ dedim de iyi tamam diye mırıldandı gitti. O da ekmek parası derdinde tabi. 

Geçenlerde fuarda yapılan bir düğüne giderken kocama ‘biraz erken çıkalım da fırsattan istifade Lunaparka falan gidip çekim yapalım’ dedim. Bu fikir en çok Meriç’in hoşuna gitti tabi.

Sizlerle de hatıra fotoğrafı ile karışık Lunapark çekimimizi paylaşmak istedim.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

 

35.36 Haftalar – Mis kokulu bebek odası

Haftalar öyle çabuk geçiyor ki nasıl geçtiğini anlamıyorum ve iki haftayı birden yazmak durumunda kalıyorum, bir yandan zaman geçsin bebeğime sağlıkla kavuşup kucağıma alayım derken bir yandan da bu zamanların keyfine varmaya çalışıyorum. Ama gerçek şu ki bu zamanlar öyle kolay geçmiyor artık. Kilom arttıkça çoğu şeyden elimi ayağımı çekmek zorunda kalıyorum mecburen. Yatabilmek, oturabilmek, giyinebilmek bile iyiden iyiye zorlaştı. Bu kez ilk hamileliğimde olduğu gibi kilo almadım diye başta sevinsem de son haftalarda çok kilo aldım. Az yiyeceğim diye oturduğum sofradan son kalkan olduğumu farkettiğimde anlıyorum ama haliyle iş işten geçmiş oluyor. 

Geçen hafta annem geldi ve bizimle kalmaya başladı aslında benim için değil, ben çalışmaya devam ettiğim için Meriç’i okula bırakıp, çıkışta okuldan almak ve onunla ilgilenmek için geldi. Ama anne bu durur mu? Eve gidince tertemiz bir ev, sıcacık mis gibi yemek bulmak gibisi yok. 

Annemi bulmuşken beraber Bebeğimizin çamaşırlarını da hazırladık. Onları yıkayıp, ütüledik ve dolabına yerleştirdik. Yatağını, odasını düzenledik. Odası şimdiden mis gibi koktu.  Bu hafta da hastane çantamı hazırlamaya başladım. Bebeğe kaç takım kıyafet alsam, kendime kaç gecelik alsam bilemedim. Ama ben kendimi tanıyorsam eminim gerekli gereksiz bir dolu şeyle belki lazım olur diyerek çantamı dolduracağım.

Dün doktor kontrolüm vardı. Yeni doktorla ilk kontrol iyi geçti. Kendisi daha önceden tanıdığım bir doktordu zaten, ne sorsam hep ayrıntılı bilgiler verip beni ve eşimi çok rahatlattı. Muayenemiz normalden uzun sürdü sorularım ve doktorun ayrıntılı cevapları sayesinde iyi de oldu. Bu kez renkli doppler ile bebeğime baktı ve şükür anormal bir şey olmadığını söyledi. Kilosu 2630 gr. olmuş. Doğuma kadar üç kiloyu geçmesini istiyorum ben. Tracy Hogg üç kilonun altında doğan bebeklerin kolik olma ihtimalinin daha fazla olduğunu yazıyor.  

Bu arada Harvey Karp ve Tracy Hogg çoğu konuda farklı düşünüyorlar… Ve benim de inandığım bir şey var ki her bebek birbirinden farklıdır ve onu en iyi annesi anlar… 

İşte son durum

Ablalık ikilemleri…

Bugün Meriç’imin ilk göz ağrımın canımın içi kızımın kardeşiyle ilgili düşüncelerini kafamdan geçirip onları toparlamaya çalıştım, daha çok başıma gelecekleri tahmin edebilmek için… İşte tarihe not olsun diye bir de…

‘Anne benim dolabımı neden kardeşimin odasına getirdin, o bana lazımdı!’

‘Anne hep kardeşimi taşıyorsun, beni hiç taşımıyorsun.’

‘Artık kardeşim geldiğinde o da senin en yakın arkadaşın olur.’

‘Anne sen kardeşim olduğunda onunla evde kalacaksın ya bende okula gitmeyeceğim o zaman hep sizinle evde kalacağım.’

‘Kardeşim geldiğinde sen hep onunla mı yatacaksın?’

İçimi nasıl sızlatıyor o masum cümleleri, kendince endişeleri…

Ama bazen de öyle güzel şeyler söylüyor ve yapıyor ki çoktan abla olmuş gibi…

Kardeşinin odasını düzenliyoruz, ‘Anne bende bebek oyuncaklarımı getireyim de kardeşimin odasına koyalım.’

Karşı apartmanda ağlayan bebeğin sesini dinletip ne kadar çok ağlıyor değil mi? diyecek oluyorum, ‘E anne o bir bebek, ağlaması normal’ diyerek ağzımın payını veriyor.

Dondurmasını uzatıp benimle paylaşmak istiyor, yemek istemediğimi söyleyince ‘sana değil kardeşime veriyorum’ diyor.

Ara ara  ‘Ben kardeşime bakabilirim sana yardım ederim’ diyor,

Hele bir gün onu komşumuzun minik oğlunun ayakkabılarını giydirmeye çalışırken gördüğümde öyle duygulandım ki…

Onu kucağıma alıp sarıp sarmalamak istediğimde hep kontrollü göbeğimden uzak durmaya çalışıyor ve ben abartacak olursam da beni uyarıyor, ‘Anne kardeşime dikkat et!’

Kardeşi doğana kadar kitap okumayı öğrenmeyi istiyor mesela kitaplarını kardeşine kendisi okuyabilmek için. 

Alışverişe gittiğimizde kardeşi için de bir şeyler beğeniyor, ‘bunu kardeşime almak istiyorum‘ diyor.

Ve işte bunlar benim içimi eritiyor, duygu seli yaşatıyor ve durmadan ‘ne zaman büyüdün sen?’ diye söylenip duruyorum…

Kardeşi gelince de bana yaşattıklarını yazarım ama inşallah hep olumlu şeyler yazarım… 

 

33. – 34. hafta – Telaşlı şeyler

Geçen hafta Kumrimin okula başlaması heyecanıyla yazamadım. İşte o hafta dişçi maceram oldu ki paylaşmadan edemedim. Şöyle ki ben bu iyot kısıtlı diyeti yaparken bir çok vitamini de alamadım. Mesela süt ve süt ürünleri yeyip içemedim. Durum böyle olunca ben diyeyim bir ay siz diyin 2 ay öncesi bir gün sakız çiğnerken dişim kırıldı. Ben dişçi koltuğuna hiç oturmamış biri olarak bu durumu çok da önemsemedim, acı yok, ağrı yok deyip ilaç morfin gibi şeyler de almak istemediğim için doğumdan sonra giderim diyerek ihmal ettim.

Ama birgün öyle bir acı çektim ki, hani derler ya insanın neresi ağrırsa canı oradaymış aynen öyle ben böyle bir ağrı yaşamamıştım. Günlerden cumartesi  olduğu için tavsiye edilen diş doktorlarından hiçbirine ulaşamadım önce, sonra bir diş polikliniğine daldık ki dişim kırıldığı günlerde gelsek ufak bir operasyonla dolgu yapılıp geçilecekken, kanal tedavisine başlandı. ‘Morfinle uyuşturmak zorundayız yoksa dayanamazsınız’ falan dedi doktor ben ‘dayanırım morfinsiz olsun’ dedim. Ve dayandım 🙂 Ağrı eşiğimin yüksek olduğunu ilk doğum maceramdan sonra ikinci kez dişçi koltuğunda anlamış olduk.

Bu hafta ise iki hafta önce gittiğimde kadın doğum doktorum bundan böyle iki haftada bir görüşelim dediği için dün hastaneye gittik. Bebeğimi sık görmek beni mutlu etti, kilosu 2600 gr. olmuş, ters bişi yok çok şükür. Bu hafta ilk kez NST denen cihaza bağlandık. Onun sonuçları da normal çıktı. Ama bu kontrolde doktorum hastaneden ayrılacağını başka bir hastanede başlayacağını söyledi işte buna çok canım sıkıldı. Öyle ki akşam uykum bile kaçtı bu sebepten. Hastane bize çok uyan bir konumdaydı, maddi anlamda da bizi zorlamayan bir hastaneydi. Doktorum aynı hastanede başka bir doktoru tavsiye etti o da tanıdığım biri ama kararsızım belki doktorumun gittiği hastaneye giderim peşinden belki tavsiye ettiği doktorla devam ederim. Vardır bir hayır diyelim hayır olsun inşallah…

Bu arada dün kuzenim doğum yaptı. Aramızda iki hafta vardı halbuki neden öyle erken davrandı bebişi bilmiyorum. Çok şükür ikisi de sağlıklı. Ama beni aldı mı bir telaş ben hep zamanında gelecekmiş gibi yavaştan yavaştan yapıyorum hazırlıklarımı ablası tam da doktorun verdiği tarihte katılmıştı ya hayatımıza ondan sanırım. Bu kez de öyle olacak diye bir şey yok, gerçi doktorun verdiği tarih tam Kurban Bayramının ilk günü olduğu için de tedirgindim ya neyse…  Henüz karnımdaki bebeğe sesleniyorum ben sürprizlerle arası çok da iyi olmayan biriyim ona göre mümkünse zamanında sağlıkla gelebilir misin lütfen 🙂

 

Hayırlısı…

Kumri okullu oldu…

İki senedir  zaten özel bir anaokuluna gidiyordu, bu yıl ise Devlet Anasınıfına başladı. Okula alışma ve oryantasyon süreci sebebiyle minimini bebeler bir hafta erken başladılar, bizde Kumrimle beraber okula gidip geldik çok eğlenceliydi ikimiz için de. Çoğu stresli telaşlı annenin yanında kendimi şanslı hissettim, Çünkü benim Kumrim gayet uyumlu bir Anasınıfı öğrencisi oldu. İlk günden okula alıştı iki saati kısa buldu, öğretmenini sevdi… Kendimi bu konuda şanslı hissettim evet ama o annelerin çocukları evlerinden, annelerinden ilk kez ayrılıyordu yani bu anlamda kim şanslı bilemedim. Hüzünlendim… Sonraaa o çocuklar ilk kez okul ortamına giren çocuklar olduğu için acaba Kumri için bu dezavantaj mı olacak diye de çok düşündüm. İlk hafta yaptıkları şarkı öğrenmek, boyama yapmak, oyun hamuruyla oynamak oldu. Aceleci mi davranıyorum? Alışma dönemi sonuçta ileride birşeyler öğrenmeye de başlarlar değil mi? Bu sene Meriç için duraklama dönemi olsun istemiyorum 😦 Ama ne olursa olsun evde desteğe daha çok ihtiyaç olduğu kesin. Çok şükür ki internet anneleri var bu konuda okumaktan zevk aldığım.

Bu 4+4+4 bize de fena vurdu aslında. 63 aylık olan Meriç istersek İlkokula da başlayabilecekti, istemedik. Bu yıl bu yeni sistemin ilk yılı nelerle karşılaşacağımızı bilemedik. Ekin bebeğimiz de bize önümüzdeki ay katılacağından Meriç için yeterince zor olacak durumu bir de okul ile iyice zorlaştırmayalım dedik. Henüz eğitimcilerin bile çözemediği yeni sistemde kafamızda bir sürü soru işareti olduğu halde kızımız bu ilk deneme yılında kobay olsun istemedik. İstemedik ama yeni müfredat öyle garip ki. İlk üç ay anasınıfı düzeyinde eğitim verilecekmiş. Madem böyle bir müfredat olacaktı bıraksaydınız eskisi gibi anasınıfına gitseydi bebeler. Bunca kafa karışıklığına ne gerek vardı değil mi? Bende İlkokul’a mı başlatsaydık demeden edemiyorum bu durumda. Maalesef 4+4+4 Eğitim Sistemini uygularken ne eğitimcileri dinlediler ne anneleri… Hayırlısı bakalım…

32. Hafta – Güzel şeyler

32. haftayı geride bıraktığım bugünlerde oldukça heyecanlı ve güzel şeyler yaşadım. Öncelikle en keyiflilerinden olan bebek alışverişimizin önemli bir kısmını yapmış bulunmaktayız ki kızımın süpriz yapıp gelme durumunda hala bir donunun bile olmayışı beni korkutuyordu. İlk alışverişimi internetten yapmıştım. İkinci ve en keyiflisini annemle Kemeraltındaki Barış Bebe bebek alışveriş merkezinden yaptık. Öyle güzel şeyler vardı ki minimini, sevimli böyle olunca elimdeki ihtiyaç listesinin dışına da çıktık tabi. Üçüncü etabını da sevgili kocacımla Hello Baby’den yaptık. Aslında kocamla alışveriş pek zevkli değildir o hiç hoşlanmaz öyle dolaşmaktan, kalabalıktan onu mu alsam bunu mu alsam karmaşasından. Ama bebek alışverişimizde hiç mızmızlanmadı tam tersi hoşuna giden birşey olduğunda ‘bizde bundan var mıydı? Şunu da alalım mı?’ bile dedi. Ne yalan söyliim onu böyle heyecanlı ve alışveriş konusunda istekli görmek çok da hoşuma gitti.  Bu arada listedeki eksikler azalıyor ama bitmiyor. Aldıklarımı yıkayıp ütülemek için sabırsızlanıyorum ama bunun için erken sanırım değil mi?

 Dün doktor muayenem vardı, ilk kez Kumrimde bizimle geldi. Minik ablamız kardeşini göreceği için önce bir heyecanlandı  aslında ben bile heyecanlandım ilk abla ve kardeş buluşmasından dolayı. Şükür güzel bir muayene geçirdik doktorum Meriç’e bak burası yüzü, bunlar ayakları, bu kalbi vs. diye Meriç’e anlattı, Meriç’te kocaman gözlerle baktı ekrana. Ultrason çıktılarını ise uzun süre elinden bırakmadı. Bunlar benim, ben saklayacağım dedi durdu. Bir de o çok sevdiği kardeşinin görüntülerini maymuna benzetmese iyiydi 😦

Doktorum bebeğimin iyi göründüğünü söyledi, suyumun miktarı da iyiymiş. Kilosu 2.130 gr. olmuş. Onun kilosunu beğendi de benim kilomu fazla buldu. Çok normal çünkü ben bayramda çatlayana kadar yiyip içtim. Şu anda 13 kilo almış bulunmaktayım. 

Ve bu hafta beni çok mutlu eden bir başka haber var kiiii bu aramızda kalmalı kardeşim ”daha çok erken kimseye söyleme” dedi çünkü: Veee ben teyze oluyorummm! bu gerçekten beni çok mutlu etti, gerçek şu ki çok özendiğim bir duyguydu teyze olmak, belki sırf bu yüzden evlendiklerinden beri, bebek konusunda annemden ve kardeşimin kayınvalidesinden çok ben baskı yaptım. İnşallah kardeşim de rahat, sağlıklı bir hamilelik geçirir ve sağlıkla bebeğini kucağına alır.

Alttaki fotoğraf Papatya Prenses’in sitesinden alınmıştır, kendim yapmayı çok istemiştim ama ben hazır aldım maalesef beceri işte 🙂