Eyvah yine mi salgın…

Şikayet etmeyi sevmiyorum yada birşeylere, birilerine çok çok özenmeyi. Elimdekilerle mutlu olmak için çok fazla nedenim var çünkü bunu biliyorum  ve de şükrediyorum ki bu da bana huzur veriyor…

Amaaa evet ama Kumrim hayatıma girdikten sonra ne yalan söyliyeyim milli piyango, sayısal loto, şans topu gibi bilumum şans oyunlarını oynayıp para çıkmasını diledim. Bu şatafatlı bir hayat, kızıma istediği herşeyi alabilmek, lüks içinde yaşayıp, yaşatıp gezebilmek gibi sınırsız bir zenginlik için dilenmiş bir dilek değildi elbette. Sadece kızımı kendim büyütebilmek için istediğim birşeydi, onu kendim büyütürken bir yandan da rahat yaşayabilmek, yaşatabilmek içindi. Ama çıkmadı işte… Bizde zorlamadık.

Çocuklu hayata geçince hayata bakışınız tamamıyla değişiyor. Bir kere hayatın ta kendisi çocuğunuz oluyor. Uzmanlar ne derse desin bizim için hayatımızın merkezi, canımızın ta içi oluyor Kumri.

İşte ben çalışmamayı düşünecek bir insan değilken anne olunca işe geri dönmek özellikle ilk zamanlar ölüm gibiydi gerçekten abartmıyorum. Aslında şükür ki işyeri sahibim çok anlayışlı davrandı, iznimi bir çok kere uzatma talebimi geri çevirmedikleri gibi ailecek benim her anlamda yanımda oldular.  Bazı işyerlerinin şartlarını görünce çok şanslı olduğumu anlıyorum. Ama işte   kızım yaka iğnesi gibi heran kucağımda olduğu için birbirimize çok düşkündük, ayrılmak istemiyorduk. Bir de bakıcı sendromu yaşadık ki şu an hatırlamak bile istemiyorum.

Of nereden nereye… Meriç Pazartesi rahatsızlandı. İshal, kusma vardı. Salı bende işe gelmedim o rahatsız olduğu için kıyamadım. Doktora götürdüm, evde ona iyi gelebilecek ne varsa yedirip içirmeye çalıştım, çalıştım çünkü malum Kumri yemek, içmekle arası hiç iyi olmayan bir çocuk😦

Onu halsiz görmek bizi çok üzüyor çünkü normalde öyle enerjik, kıpır kıpır ki, ona bakarken biz yoruluyoruz. Dur, dinlen falan desekte durmayan bir zıpzıp adeta. Ama hasta olunca bir süzüldü, oynuyor ama enerjisi düşük. Yorulduğunu söyleyip uyuyor bir de. Doktor salgın dedi zaten bir salgındır gidiyor, ne gelse başımıza ”evet öyle bir salgın var” denmediğinde garip karşılayacağım o derece salgın var🙂

Kumri’ye  ”Annecim, sen hastalanma, ben hastalanayım”  dedim. Bana ”Ama o zaman ben çok üzülürüm, hasta olma” dedi. Söylediğim şeye pişman oldum sonra. Ama Anne yüreği diye birşey var gerçekten dayanamıyorum, halsiz durmasına, öksürmesine, işte başına gelebilecek en ufak olumsuzluğa dayanamıyorum. Böyle durumlarda daha kötü hastalıklarla uğraşan minik kalpleri düşünüp dua ediyorum, hem onlar için hem de yavrum için. Allah çocuklarımıza sağlık versin… Versin ki evimizin neşesi, sesi, mutluluğu geri gelsin… 

Salı günü bizi en mutlu eden şeyse Sevgi Öğretmenimizin sürpriz yaparak evimize ziyarete gelmesiydi. Kumri ne kadar hasta da olsa bu sürpriz karşısında sevincini, mutluluğunu göstermekten geri kalmadı.  Üstüne bir de  Apartman koşumuz aynı zamanda geçen sene Meriç ile aynı sınıfta Sevgi’nin öğrencisi olan Batuhan ve annesi de gelince bizimkinde hastalığın azıcık bir halsizliği okunuyordu. Ama çok mutlu oldu. Zaten onlar gittikten sonra uyudu kaldı…

Şimdi o okulda, ben işte… ama aklım hep onunla😦 işte zor olan bu…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s