Taşınma üzerine psikolojik yazı

Taşınalım, vazgeçelim, yok yok taşınalım derken biz taşındık.

Taşınma öncesi psikolojik durumumu yazmıştım. Çok fazla gel-git yaşadım, ağladım sızladım. İyi ki gidiyoruz, çünkü… ile başlayıp Ama… ile biten cümlelerimle kendimi ve ailemi sıktım. O geçiş dönemini çevremdeki herkese zehir ettim. Bedenen yogun olmam gerekirken ben duygusal olarak yoruldum.

Evde temizlik, düzen olayını nasılsa taşınacağız diyerek boşverdim. Nerdeyse yemek bile yapmayacaktım. Yaşadığım duygusal çöküntü içerisinde beni rahatlatan şey ”atmak”tı. Önce yıllardır bir köşede duran belki lazım olur diye beklettiğim şeyleri attım. Kıyamadığım bir köşesinde ufacık çatlak olan bardak, tabak, vazo ne varsa attım. Giymediğimiz ama senelerdir bekleyen kıyafetlerimizi ayakkabılarımızı attım. Gereksiz mobilyaları attım. (”Attım dedim diye müsrif kadın ihtiyacı olana verseydin atacağına” diye atmayın sizde, verilebilecek durumdakiler için öyle yaptım zaten) Ama asıl mobilya ve beyaz eşyaları atacaktım ki kocam bu işe ”dur” dedi. Arkadaşlarım benim zor zamanlarımda bana moral vermeye çalışırken ”taşınmak yenilenmektir, taşınmakla iyi yapıyorsun” deyip duruyorlardı. Bende yenilenmeyi eşyaları yenilemek gibi algıladım yada öyle istedim. Neyse yeni evimizde eski eşyalarımla oturuyoruz.

Taşınalı bir ay oldu, bir süre kendimi başkasının evindeymişim gibi hissettim, eşyaların yerini karıştırdım falan. Şimdi yerleştim ve bu yazıyı yazma gücünü kendimde buldum. Bizim için en büyük artısı işe ve Meriç’in okuluna yakın oluşu. Zamandan kazanmak hele de çocuğunuz varsa en önemlisi zaten herşeye değer… Meriç’te alıştı yeni evimize. Sitenin bahçesindeki parka kendisi de gidebiliyor bende onu balkondan izleyebiliyorum. Alt katta iş arkadaşımız oturuyor onun çocuklarıyla oynuyor ve dahası kreşten arkadaşı da bizim apartmanda oturuyor, yine çevremizde oturan annesiyle tanıştığım arkadaşlarıyla gidip gelmeye başladık. Meriç arkadaş yönünden zengin burda yani. Ama bazen ”Pınar’ı özledim diyor ki benim içimi tarifsiz bir sızı kaplıyor. Pınar eski komşumuzun kızı ya sen özlemeyi nerden biliyorsun di mi?. Geçen gece de ağlamasına koştum ”Sabiş’i istiyorum” diye ağlıyor bende ağladım (Sabiş-teyzesi) Kıyamıyorum bu özlem gibi ağır duygularla mücadelesine, ilerde bunun aşk acısı da var (Allah’ım sen yardım et!)

Taşınmayı da psikolojik bir vaka haline getirdim ya yazık bana 🙂

Bu arada Editörün Seçtiklerinde kendi blog yazımı görüyorum bi kaç gündür, Fotokritikte, Fotoiz’de anasayfadaki günün fotoğraflarına fotoğrafımın ilk çıktığı zaman ki gibi bir sevinç bir heyecan kapladı içimi, iyi bir şey olmalı değil mi? 🙂 22.11.2011

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s