Hayat Bayram Olsa…

Geçtiğimiz Kurban Bayramı’nı şükrederek geçirdim…

Bayram öncesi Babaannemin hastalandığını öğrendim. Hatta demişler ki On günlük falan ömrü var. Bazen bu doktor kısmına çok kızıyorum. Senin bu her gün karşılaştığın çok sıradan bir durum olabilir. Ama insanın bir babaannesi var ve halama söylemiş bunu ki onun da bi tanecik annesi var. Nasıl bu kadar kolay kurarsınız bu cümleyi. Sizin anneniz kaç kez ölüyor? Tıbben bir bildikleri olabilir ama söylemesinler ben dayanamıyorum…

Koşa koşa onu görmeye gittim. Onun o minicik ellerini avucuma aldım, yüzünü okşadım, öptüm, sevdim sevdim… Ve onu iyi gördüm sadece fazla nefes nefese kalıyordu… Sorun da nefes darlığıydı… Hep iç ısıtan bir tebessüm yüzünde, hala bir şeyler ikram etmenin telaşında… Ah ah kıyamam ki…

Bu bayram diğer bayramlar gibiydi. Ya Edirne’ye gideriz ya da bizimkilere yani Bayındır’a. Bu bayram da bizim köydeydik ki ben eskiden akraba ziyareti, el öpmelerle geçen bayramları sıkıcı bulurdum. Hatta bir Kurban Bayramını Marmaris’te geçirdik ‘değişiklik’ koyduk adına o zaman gezmek tozmak güzeldi ama içimde tarifsiz bir boşluk, bir özlem, bir hüzün. Annemin babamın bayramını telefonla kutlamak çok tuhaf geldi. Anladım ki bu yeni moda bayram anlayışı yani ‘‘biz çalışan insanlarız, yaşasın tatil ver elini deniz, kum, güneş olayı’’ bize göre değil. Genç ama gayet geleneksel bir aile olduğumuzu anladık. Bayram demek akrabalarla kaynaşmak, hasret gidermek, el öpmek demek. Şeker dağıtıp kolonya tutmak, baklava yeri geldiğinde kavurma ikram etmek demek. Gelene çay gidene kahve hop bir yığın bulaşık demek. Sıkıcı gibi görünse de bayram bu işte… Ve dedelerimi ve anneannemi kaybettikten sonra maalesef aynı zamanda boşluk ve özlem demek bayramlar…

Bir keşke daha eklenmesin diye babaanneme koştum yine, sıcacık ellerini tuttum okşadım, sevdim… İyi gördüm onu, şükrettim Allah’a, bir bayram da daha onun elini öpebildiğim için… Meriç’in bir ödevi vardı akrabalarınızla eski bayramlara dair röportaj yapın demiş öğretmeni. Bizde babaannemle yaptık ödevimizi. Bende fırsat bilip onun konuşmalarını, görüntüsünü kayda aldım. Kıymetlim benim, onun ismini vermişler bana, emeği öyle çok ki üzerimde ve benle birlikte on yedi torununda (itiraf ediyorum parmak hesabı yaptım)…ondan bu düşkünlüğüm, hüznüm…

Bu bayramın diğer bayramlardan farkı vardı bu bayramda daha çok farkındalık vardı her şeyden önce… Bayram neydi, ne olmalıydı… İyi kiler, keşkeler iç içeydi, hüzünle sevinçler koyun koyuna… Akrabalarımdan küs olduklarımda vardı bunu bayram değiştiremedi. Bayramın bir başka burukluğuda buydu. 

Hayat bayram olamıyor maalesef ama en azından bayramlar bayram gibi yaşansa… öyle kalabalık, akrabalar, şekerler, kolonyalar, öp kızım teyzenin elini falan… Ve bütün dünya buna inansa diyerek bitireyim bari 🙂 14.11.2011

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s