Dönde bir bak kendine

Geçenlerde Meriç’in isteği üzerine yakınlardaki alışveriş merkezine resim yapmaya gittik. Resim derken simli renk renk tozlar var, birde resimli yapışkanlı kağıt, o renkli tozları kaşıkla yapışkanlı kağıdın yapışkanın koruyucusunu çıkarıp resim kağıdının üzerine döküyorsun. Renkli simli bir resim ortaya çıkıyor böylece, Meriç’te çok eğleniyor. Ben yaptım’larına ekliyor ve diğer yüzlerce resim arasındaki yerini alıyor o da. 

Neyse neyse şimdi Meriç ile ilgili bir yazı yazmayacağım zaten, bizle yani kadın cinsi ile ilgili bir yazı yazmak geldi aklıma o gün. Resim aktivitesi sonrasında gelmişken birşeyler bakayım dedim, ev için, kendimiz için. Alışverişin otuzuncu dakikasında eşim sıkıldı ve dışarda biryerlerde olacağını söyledi. Ben Meriç ile ona birşeyler bakmaya devam ettim. Meriç zayıfçık bir kumri olduğu için pantalonların boyu olsa beli olmuyor, beli olsa boyu olmuyor. Ben böyle hesap kitap yaparken Meriç’e bakınıyorum, aha yok! kendimi kaybetsem onu kaybetmem öyle olduğunu düşünüyorum en azından, ya da o benden çok uzaklaşmaz. Ama işte yok! heryere bakıyorum yok çocuk. Sonra üzerindekiyle aynı renk pembe çocuk montlarının arasından bana bakan cincin gözleri, suratındaki muzip ifadeyi farkediyorum ve derin bir oh! çekiyorum. Burda bi kaç satırla özetlediğim bu iki dakikalık olay bir annenin yaşayabileceği en berbat anlardır. 

İşte ben bu anları yaşayıp kızıma sıkı sıkı sarıldıktan sonra alışverişte biz kadınların normal olmadığımıza dair dolaşan fikirlerin aslında çok da yanlış olmadığına dair inancım arttı. Bende etrafımdaki kadınları gözlemledim. O nasıl bir kendinden geçmedir, nasıl bir yarıştır…Bunu daha ilk dakikada farkettim. Askıdakilerin hepsinde parmak izimiz vardır bir kere, ”o mu? , bu mu? pembe mi?, siyah mı?” bir de çaktırmadan diğer hemcinsimizin elindekine takılır gözümüz, komşunun tavuğu kaz görünürmüş misali ”hay Allah o daha güzelmiş,kapmış” diye içten içe sinir oluruz. Bıraksa da alsam diyerek diğerlerine el- göz değdirirken onu da kesmeyi ihmal etmeyiz. Birde orta yere yığılmış olanlar vardır doksan kuruş kadar indirimli olan mallar. Onların başı hep kalabalıktır. Eşim sanki bedava dağıtıyorlar der her defasında o birikintiyi ve etrafında birikenleri gördüğünde. En alttan en üste her gelen bir devirir iyice. Bir kazağın bir kolundan başkası diğer kolundan başkası tutar bazen farkında olmadan bu gibi durumda bakışıp gülümseriz çoğu zaman neden? çünkü o da kadın anlarız birbirimizi mesajı göndeririz böylece. Bazen beğenmesekte doksan kuruş indirimin hatrına alırız, indirimdeydi aldım deriz eşe, dosta, aile bütçesine katkı. 

Bazen stresimizi atarız alışveriş yaparken, bazen gerçekten ihtiyacımız olduğundan yaparız ama biraz listenin dışına çıkarız, bazen eğlenmek için arkadaşlarla (tabi kız arkadaşlarla) birlikte keyifli zaman geçirmek için yaparız ama yaparız, ister kocaman AVM’ler olsun ister çarşı, pazar kadının içinde genetik bir özellik bu, bir tutku. Severiz alışverişi. Rahatlarız, coşarız, kendimize geliriz, kendimize güvenimiz gelir. Ayaklarımıza karasular iner ama olsun değer deriz. Sevgiliden ayrılınca, kayınvalideye kızınca, işten bunalınca kim tutar seni. İşte o gün benim dışımdaki kadınlara bakma fırsatı buldum, adeta bir yarış içerisindeki hemcinslerime bakınca kendimi onlarda, onları kendimde buldum. Yalnız bir de erkek kısmının bu olaydaki yerinin içler acısı olduğunu farkettim. Karı koca gelmişlerse koca kısmısı kendinden geçmiş karısını bu tatlı rüyadan acımasızca uyandırır yada bunun için elinden geleni yapar. Hadi’lerin arkası kesilmez. Bu tür kocalar ya duymazdan gelinir ya da göz arkada lanet olsun der çıkar kadın kısmısı mağazadan. Benim eşim de işte beni oracıkta bırakıp dışarı çıkıveren cinsinden. Arada telefonla uyarmaları da unutmamak gerek.

Yalnızzz sevgilisiyle alışverişe gelen erkeğe ben acıdım işte, hele ilişkinin başında olduğunu düşünsenize bu maceranın. Kaçsan kaçamazsın, bağırsan bağıramazsın işin kötüsü giyinme kabininde onlarca kıyafet deneyen sevgilinin çantası, gözlüğü vs. taşımakla görevlendirilmişsin, bambaşka bir dünyanın içindedir o erkek, zaten bu durumla başedebildiyse, kabullendiyse evlenmekte zorlanmaz bence. Bir de erkek dayanışmasına tanık oldum, tabi bu ”yoruldun kardeş ver ben taşıyayım eşinin eşyalarını ” şeklinde bir dayanışma değil, bu; bakışlarla ”seni anlıyorum” dayanışması ,hatta tanımadığı adamla arasında nasıl bir bağ oluşuyorsa o an birbirlerine gülümseyenlerini, iki laf edenlerini gördüm duydum ”napıcaksın kadınlar böyle” gibi değerlendirme (dedikodu) yapanları… 

Çok yazılmış, çizilmiş, konuşulmuş, tartışılmış bir konuda kendimi de ayırmadan kendi gözlemlerime dayanarak iki laf ettim ama umarım hemcinslerim beni anlayışla karşılar🙂 06.12.2011

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s