Ben Biraz 90’lı Yıllardayım…

Sabah işe gelirken radyoda dinlediğim 90 yıllara ait şarkılar bu yazıyı yazmama sebeptir.

Ne yıllardı diye o günlere dair hatırladıklarımızı anlatarak geldik işe, gerçekten ne günlerdi:

…Çocukluktan çıkıp ergenliğe doğru yol aldığım ilk gençlik zamanlarıma denk gelir. İlk platonik aşk kıvılcımlarının hissedildiği, kız arkadaşlarımla fısır fısır muhabbetlerin başladığı çoğu ”Bana kalbin kadar temiz sayfayı ayırdığın…” sözleriyle başlayan kalpli, çiçekli, böcekli hatıra defterlerimizin, birbirinden komik soruların olduğu anket defterlerimizin (meşhur ıssız bir adaya düşsen yanına alacağın üç şey ne olurdu sorusu burdan çıkmıştır diye düşünüyorum) elden ele dolaştığı yıllardır o yıllar…

… Kasetler vardı o zaman, Sezen Aksu başımın tacıydı, Tarkan’ın (ki siz bilmezsiniz o zaman ön dişleri ayrıktı) dev posterleri ”babama rağmen” odamı süslerdi ilk hayranlığımdı, şakasına da olsa arkadaşımla Tarkan’ı en çok ben seviyorum gibi saçma kavgalarımız olurdu (utanç verici evet). Onu takip eden pop müzik dünyasının bugünlere gelmesinde gerçekten payı olan, Yonca Evcimik – Abone, Sertap Erener – Sakin Ol, Levent Yüksel- Yeter ki Onursuz Olmasın Aşk, Bendeniz- Ya sen Ya hiç, Burak Kut- Benimle Oynama, Ozan Orhon – Ortada Kuyu Var yandan Geç, Çelik – Ateşteyim, Tayfun – Hadi Yine İyisin, Demet- Arnavut Kaldırımı, Kartel, Oya – Bora – Seni Bana Yazmışlar, Nazan Öncel – Bir Hadise Var … Arkadaşlarla kaset alışverişi yapardık. Nedense hepsini paylaşmak istiyorum ama bu kadar da yeterli gelir herhalde o dönemleri yaşayanlarda hafif bir tebessüm ama o zaman bunların tadı da başkaydı denilebilmesi için.

… Kaset demişken müziksetlerini de unutmamak lazım kocaman hoparlörleri vardı. İki kasetlileri vardı sanırım kayıt yapabilmek içindi onlar.. Siz de hiç radyoda çalan şarkıyı kaydettiniz mi kasete, ya daaa kendi sesinizi kaydettiniz mi? 

… O zamanlara ait fotoğraflara bakarken ”nasıl giymişim bunu, saçımın haline bak” demeden de geçemiyorum. Kimselere göstermek istemiyorum. Ben annemin 70’li yıllar’a ait fotoğraflarına hayran hayran bakarken, Meriç benim fotoğraflarıma dalga geçerek bakacak eminim.(imha etmeliyim) Saçlarımın önünde kahkül tiftilerek kuş yuvası şekli verilmiş, yüksek belli üst kısmı genişçe paçalara doğru daralan, cep kısmı nakışlı kot pantalon, üstümde vatkalı genişçe gömlek, onun da üstünde püsküllü süet yelek, valla modaydı da giyiyordum. Sonra şekil olarak kısmen iyileştirilmiş kotlar çıktı yeşilini, bordosunu almıştım. Kıyafette bordo ve yeşil rengi sevmememin nedeni bu olabilir mi?

… Saçımla ilgili bir başka deneyimimi de oksijenli su ile gerçekleştirdim. O da modaydı, ben zaten sarışındım (özenti) saçlarımda sarı olmalıydı. Oksijenli suyu saçıma boca ettim, aldığı renk çok kötüydü hele zamanla yeşile falan dönüyor. Her yaptığımın güzel olduğunu düşünen hemcinslerim vardı o zamanlar, nasıl yaptığımı sorduklarında anlattım onlarda sarardı, böylece yalnız kalmamış oldum. Arada kaynayıp gitmiştim. Asıl köyümüzün dondurmacısı ”ne bu saçın hali, çok berbat olmuş” deyince acı gerçekle yüzleştim, yoksa ben kendimi gayet havalı buluyordum.

… Televizyonda çok seçenek yoktu, önceleri iki kanal varken Star Tv, Teleon, Show tv gibi özel kanallara geçiş dönemi eğlenceliydi, ben daha çok radyo dinleyicisiydim. Radyoyu arar istek falan yapardım.  Favori Tv programlarım ”Bizimkiler, Süper baba, Alf, Hugo, Susam Sokağı…” Çok seçenek olmayınca ne çıkarsa izliyorduk. Mesela Hikmet Şimşek’in programı olurdu pazar günleri 80’lerde de olabilir o, gayet de izlerdim. Hele Barış Manço – Adam Olacak Çocuk severek ailecek izlerdik.

… Teknoloji bu kadar ilerlemiş olmadığından oyunlarımız daha çok koşturmalı, zıplamalıydı… İstop, sek sek, ip atlama, en teknolojiki tetris olmalı onda da fena değildim hani.

… Lisedeyiz sekiz kişilik kız arkadaş grubumuz var o zaman, heryere beraber gidiyoruz, dersi asıyoruz bunlar yetmezmiş gibi takım giyiniyoruz bordo pantalon, krem renk kedili tişört falan. Beraber gittiğimiz Bodrum gezisinden denizci şapkası almışız bir de sanıyoruz ki herkes bizi beğeniyor ondan bakıyor şimdi düşünüyorum da neden baktıklarını anlıyorum galiba, rezalet bu! Lise demişken aranızda o yılların kredili sisteminin mağdurlarından var mı?

… Bir de flört olayının adı sosyal arkadaşlıktı. ”sosyal arkadaşız” diye bir şey uydurulmuştu. Erkekler hoşlandıklara kızlara bir kart gönderirdi, benimle çıkar mısın? diye ortada yazıyor. sağ köşesinde ”Evet”, solda ”Hayır” yazıyor birini koparıyorsun falan. Bu ne beee!

… Telefonun bizim hane halkı tarafından keşfi var bir de, babam evimize getirdiğinde, bizdeki sevinç görülmeye değerdi, hemen onu başköşeye yerleştirdik, kırmızı kırmızı pek bir sevimliydi, hele annem dantel örtüsünü örtünce daha bir havalı oldu. Takılan hemen bitiveren jetonlardan kurtulmanın sevinci, arkadaşlarla görüşemediğimiz zamanlarda olan bitenden haberdar edebilmenin dayanılmaz hafifliği ve de türeyen telefon sapıklarıyla eğlenmek (kim olduğunu tahmin ettiğimizden eğlenceli tabi) demekti. Ta ki cep telefonuna kadar, 90’ların sonuydu ve evet bir gün hepimiz bağımlısı olacaktık. O zamanlar havalı bişidi o takoz gibi nokia 3310’lar🙂

… Bilgisayar olayı da dos işletim sistemi, bir dolu formül ile hala anlamadığım parametrelerden ve de mario’dan ibaretti. Kursuna gittim sınavı 100 ile geçtim ama hala dos işletim sistemini niye öğrendim bilemedim. Bir de disketler vardı yok çizildi, bozuldu bilmem ne diye bir stres bir panik.

… Bel çantaları da o zamanlar çıkmıştı değil mi. Gereksiz bir aksesuardı ama benimde vardı…

… 18 yaşına bastığım 1996’yı çok sevmiştim ben, 18 yaşına girdiğimde ne olmasını bekliyorsam. Sanki babam altıma araba çekecekti, sanki evde çok baskı vardı da alıp başımı gidecektim, sanki Bayındır’da gidebileceğimiz bar vardı da yaşımı soran bodyguardlara gösterecektim kimliğimi. Sanki gidip evlenecektim. Bunların hiçbiri olmadı. Eee noldu? Reşit oldum…

… Siyasete gelince Tansu Çiller ilk kadın başbakanımız oldu, Demirel’in şapkası, Erdal İnönü’nün ”Limon gibi sıkacağız” sloganı ilk aklıma gelenler.

… Gazetelerden kuponla Meydan Larousse almayan var mı? Ya Gelişim Hachette’i bilmeyen var mı?

…. Bir de kuponla stres bileziği alanları da biliyorum ben.

… O zamanlar bir  Makerana dansını bir de Yoncimik’in Abone dansını denememiş olan yoktur.

… I will always love you ağzını uzata uzata bu şarkıyı söylemeye çalışanlar…🙂

Ben biraz daha 90’lardayım var mı buralardan istediğiniz bir şey?

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s