Edirne’m

Bayramda Edirne’deydik. Eşimin ailesinden dolayı bir ayağımız Edirne’de. Bu aslında iyi bir şey. Edirne benim en sevdiğim şehirlerden. Bazı şehirler anılarıyla, hatırlattıklarıyla güzel… Edirne Üniversite yıllarımı geçirdiğim şehir olması yanında modern, özgür bir şehir. Arkadaşlarım ben böyle söyleyince Trakya ağzıyla ”Avrupa be ya” diyorlar. Eskiden her sokağında tanıdık birine rastlama ihtimali varken şimdi herkes yabancı. Sadece kocamın arkadaşlarıyla görüşüyoruz gittikçe. Bu gittiğimizde de çok güzel ortamlar oldu. 

Adaşı Bülent Çorlu’dan geldi, Zogimiz zaten Edirne’de bunlar bi kaç arkadaş daha ekleyip bir gece önceden Bayramı kutladılar. Ertesi gün gruba ben ve Kumricik de dahil olduk ve hep beraber yeni evlenen arkadaşları Özgür’e gittik. Ama gitmeden önce komik bir şey oldu. Genç çifte hediye almak için girdiğimiz alışveriş merkezinde yine onlara rastladık. Saklansak mı napsak dedik sonra da yanlarına gittik. Sonra da onlar önde biz arkalarında evlerine yollandık. 

Evleri Edirne’nin dışında sakin bir yerde ben çok beğendim. (Ben yaşlanıyorum galiba bu aralar sakinlik, dinginlik en çok aradığım şeyler) Eşi de çok tatlı biri. Erkekler zaten futbol muhabbetini sever de Özgür hakem olduğundan futbol muhabbetlerine bizde dahil olduk. Bir ara Özgür elinde bir sürü fotoğrafla geldi ben düğün fotoğrafları falandır diye düşündüm meğer Özgür’ün maç sırasında çekildiği fotoğraflarmış. Ne beklenir ki. Allah’tan ben fotoğrafçılıkla ilgili olduğumdan, çekilenlerde kaliteli çekim olduğundan ilgiyle baktım bazı fotoğraflar gerçekten çok hoşuma gitti. Değişik Fotoğraf makinası ve objektifleriyle maçlara katılıp fotoğraf çekme hayalleri bile kurdum e belli mi olur, olur mu olur 🙂 Yani askerlik fotoğrafları gibi sıkıcı gelmedi 🙂 

Ordan çıkınca Karaağaç tarafına gidelim dedik. Yani Emirgan’a, bayılıyoruz da biz oraya. Emirganda bayram günü bırakın nehir kenarında, en kuytu bucak yerinde bile yer bulmak imkansızdı bunu görünce anladık tabi. Bizde karşısında yeni açılan bir cafeye girdik. Kocaman yemyeşil bahçeli, nefis Mantarlı soslu makarna yapılan bir yerdi. Kumricik özgürce bahçesinde koşturdu oyuncaklarla oynadı. Karaağaç turu yapamadık çok kalabalıktı her yer. Karaağaç elması aldık ama, nasıl lezzetli geldi, o kadar çok almışız ki hala yiyoruz. 

Edirne gerçekten güzel şehir, Meriç Nehrinden alır ya zaten bizim Meriç’imiz ismini. Orda Meriç kenarında köprüye karşı oturup güneşin nehirle vedasına tanık olmak ne zevkli gelir. Kocam işte tam da bu esnada bira içmeye bayılır… Edirne o eski Edirne değil bende o eski ben değilim… Ama yine de Edirne’mi hep özlerim hep severim… Canım arkadaşlarımı hatırlarım sokaklarında, burayı neden değiştirmişler diye kızarım falan. Değişikliklere alışmak zordur ya bana hani ondan. 

Anlayacağınız bana tatiller tatil değil bu sene. Bayram tatilimizde hepi topu 3, 5 gündü onda da Edirne’ye git gel baya yorulduk. Yollarda güzel molalar verdik biz değil ama Kumricik giderken Dikili sahilinde dönüş yolunda da Gelibolu taraflarında denize bile girdi. Tatlı yorgunluklar bunlar değil mi? Öyle evet 🙂 

06.09.2011

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s