Ceviz Altı Muhabbetler…

Bu ara blog yazmak çok zor geliyor zor gelince uzun aralar oluyor ara uzun olunca gözden ırak oluyor falan filan…

Hafta sonları hem annemleri hem de -en çok da- kumriyi görmek için köye (Bayındır) gittiğimizi geçen blogta söylemiştim. Bizim köyde kocaman bahçemizde devasa bir ceviz ağacımız var. Ve biz oraya tek kelimeyle bayılıyoruz. Köyde olduğumuz süre içerisinde en çok zaman geçirdiğimiz yer o cevizimizin altı. Orada kahvaltı yapmak kadar güzel birşey yok. Meriç’in salıncağı orada, mangalımız, ocağımız orada, kocaman kanepeler, masa, sandalyelerimiz orada. Köydeki yaşam alanımız yani kısacası. Biz bu kadar sevince ve işyerinde ballandıra ballandıra anlatınca iş arkadaşlarımızda gelmek istiyor haliyle. Bizde onları ağırlamaktan çok mutlu oluyoruz zaten. Geçen hafta sonu çocuklu bir aile, bir de bekar bir kız arkadaşımız geldiler. Çok eğlenceli bir haftasonuydu. Köy ortamından uzak yaşayınca böyle birkaç gün köyde olmak cazip geliyor. Tarla safarisi! yapıp biber topladık hep beraber. Arkadaşlarımızın oğlu çamurdan önce biraz çekindi ama ben aslında çamurla oynamak çok zevkli deyince Meriçle beraber çamur oynadılar. Çok eğlendikleri kesindi. Her ne kadar babası bozulsa da biraz ben onu görmezlikten geldim (neymiş arabası çamur olacakmış peh). Bahçede plastik bir salıncak olunca babam bir salıncak daha kurdu tamamen köy usulü halattan. Ama paylaşılamayan salıncak da o oldu. Ben bile bindim ona.

Arkadaşların arabası arıza yapıp yolda kalmasa süper zaman geçirdik diyebilirdim. Ona rağmen çok güzel geçti. Çocuklu ailemizi uğurladıktan sonra, kız arkadaşımıza Tire’yi gezdirmek istedik. Önce Derekahve’ye gidip birşeyler içtik. Orası oldukça sessiz, sakindi. Ağustos böceklerinin söylediği şarkıyla az kalsın kendimizden geçiyorduk ki, Bülent Tire sandviçi yiyelim dedi. Zaten şiş olan göbeklerimize baktık yiyelim dedik🙂 Bülentte zaten o kadar tok olmasa önce Tire Köftesi yiyelim sonra Tire sandviçi yiyelim derdi (ikisi de harikadır, süperdir.). Bayıla bayıla yedik sandviçlerimizi de. Bu kısım oldukça hareketliydi. Meğer Tire akşamları ne kadar hareketli oluyormuş görünce anladım. Atatürk parkına gittik, çoluk çocuk, hınım hısım akraba, kocaman masaları çevirmişler, neşeyle, muhabbetle çekirdek çitleten insanlarla dolu park. Neyse ki bende meşhur (gerçekten güzeldir) çekirdeğimizi çantama atmıştım. Çevreyi kirletmeden bizde çekirdeklerimizi çitlettik. Meriç’in arkadaşı olmayınca biraz sıkıldı, biraz uykusu geldi derken bizde biraz daha otutup kalktık. Aslında sıkıldığı yerde durmazdı kumri de ona çok istediği iğrenç gözleri yanıp sönen bide havlayan bir köpek aldık işte bu sayede biraz durdu.

Eve dönünce tekrar bir ceviz altı muhabbeti yaptık, sonra da gidip yattık. Sabah uyanıp hep beraber yola koyulduk. Meriç ile vedalaşma anımızı yazmayacağım😦 Arkadaşımız bu geziden keyif aldığını söyleyince mutlu olduk daha ne olsun…

Ceviz altı muhabbetlerimize bekleriz… (alelacele bir yazıylada olsa Cevizaltımıza bir blog ayırmak iyi oldu) 19.08.2011

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s