Ya-zı-yo-rum

Neden burdayım biliyor musunuz? 

Ben yoğun duygular yaşadığımda, mutluluk, neşe, can sıkıntısı, üzüntü, gibi ki daha çok sıkıntılı durumlarda hemen yazmaya koyuluyorum. Sorunum çözülmüyor elbette ama ben bir parça rahatlamış oluyorum. Bazen sadece kendime de yazmıyorum. Alıyorum kalemi elime kime kızdımsa, kime kırıldımsa yazıyorum da yazıyorum sonradan vazgeçmediysem, sinirim geçmediyse gönderiveriyorum. 

Keskin sirke küpüne zarar misali sonra da bu yazdıklarımdan pişman oluyorum. Yani ben üzgünsem üzgünüm bir başkasını huzursuz etmeye ne hakkım var ya da hakediyorsa da çok umurunda mı olacak sanki yazdıklarım diyerek yazdıklarımı gönderdiğim için pişmanlık yaşıyorum. Bazen kendimi aptal durumuna düşürdüğümü düşünüyorum. Kızgınlıkla kaleme aldığım yazılarım olduğu gibi mesela evlenen eski bir arkadaşıma özlemle yazmışlığım vardır, çoktan unutulup gitmiş bir lise arkadaşıma yazmışlığım vardır hayır yani kendini hatırlatıcaksın nolucak, bırak işte dünya böyle de gayet dönüyor. Sen düşünüyorsun diye o da seni düşünmek özlemek zorunda mı? bunlar en masumları bi de kızgınlıkla yazdıklarım var. Yazdıktan sonra bi süre beklesem hemen pişman olur yırtar atarım ama sabırsız yanımla birleşince kızgınlığım kötü oluyor. Rahatlamam gerekirken günler geceler boyu aklımdan çıkmıyor kendime kızıp duruyorum. 

Eskiden mektubu gönderdikten sonra postaneye gidip türlü muamelerden sonra mektubu geri almışlığım olmuştur. Ama şimdi öyle mi mailler sayesinde bu tek tıka bakıyor. ”Mailiniz gönderildi” deyiveriyor, geri dönüşü yok, ha kendi gönderilenler sayfandan silebilirsin bir daha görmezsin ama ne çare, gönderdiğin ok hedefine ulaştı demek oluyor bu ”mesajınız gönderildi” soğuk duş etkisi oluyor aynı zamanda. En son halama yazdım bi çuval inciri berbat ettim. Hani çuvalın içindekiler sağlam değildi evet ama olsun dışarıdan belli olmuyordu ne diye döküp saçıyorsun içinde kalsın di mi bazı şeyler. İlla sayıp dökülecek savrulacak etrafa binlerce kalp kırıntıları, batıcak onlar bir yerlere iyice acıtacak seni. Bi de cevap alamadınsa ki genelde alamamışımdır, zaten içimde biriken kırıklıkların üzerine tonlarcası eklenir. 

Aslında konuşmak istediklerim bu yazdıklarım, ama konuşmaya gücüm yok, konuşursam ağlamaya başlarım ben, ağlarken konuştuklarım anlaşılmaz bi de. Bilsin isterim işte konuşmuyorsam da kırgınım ben sana üzgünüm şu durumumuz için demek isterim. Onun için yazarım. Kimse anlamaz bilmez. 

İşte artık burada yazacağım ki kimseye rahatsızlık vermeyeyim. Bir siz bileceksiniz bir de ben. Günlükten farkı birileriyle paylaşmanın dayanılmaz hafifliği… 

14.03.2011

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s