Tatil ve Zenginlik

Haftalardır şubat tatili için geri sayım yapıyorduk. Kumri teyzesinin geleceği günü sabırsızlıkla beklerken doğrusunu söylemek gerekirse ben daha çok henüz annesinin karnında olan minik yeğenimi bekliyordum. Geldiklerinde bizim evde ve anne evimizde bayram havası esti. Kardeşimin karnı baya büyümüştü ve minik yeğenim teyzesini tekmelere boğdu mutluluk kaynağı oldu benim için. O zaman anladım ki anne olmak kadar güzel bir şey varsa o da teyze olmak.

Tatili köyde geçirmekle ilgili tereddütlerim vardı Ekin’i koruyamamaktan çok endişe ediyordum, düzeninin değiştiğinde başıma neler geleceğini az buçuk biliyordum ama kardeşimle de çok zaman geçirmek istiyordum. Herşeyi göze alıp gittik köye, şansımıza hava adeta bahardan kalma gibiydi. Meriç çok mutluydu en sevdikleri yanındaydı, bahçede kedilerin peşinde koşup duruyor, teyzesiyle zaman geçiriyordu ve de teyzesinin Ekin’le zaman geçirmesine pek fırsat vermiyordu. Ekin de mutluydu maması her istediğinde yanındaydı, sıcacık sobanın başında biri bırakıyor diğeri alıyor hop hop hoplatıp duruyordu. Ben de mutluydum hem çocuklarım, hem yeğenim, kardeşim hem anne babamlaydım. Hem de hava almak, değişik birşeyler yapmak çok iyi gelmişti. Sanırım en mutlumuz da annem ve babamdı. Hep beraber olmamız onların iki kişilik dünyalarına renk, ses katmıştı. 

 Meriç şımarıklık yapıp durdu bir keresinde de  dedesinden köydeki kendi odası için küçük televizyon istedi. Ben babamın tamam demesine fırsat vermeden onu alıp dışarı çıkardım, minik bir incir ağacına çıkmasına yardım ettim. Eskiden bizim yaptığımız gibi ağaca tırmandı ve bundan çok keyif aldı. Sonra ona dedim ki ”Biliyor musun Teyzenle benim eskiden senin olduğu kadar çok oyuncağımız yoktu. Ağaca çıkmak, saklambaç oynamak, toprakla, çamurla oynamak, babaannemin yaptığı bebekle oynamak, annemden ona elbiseler dikmesini istemek en büyük eğlencelerimizdi” Meriç anlattıklarımı ilgiyle dinledi. Ve ”keşke benimde çok oyuncağım olmasaydı, sizin oyunlarınız daha güzelmiş dedi. Çok güldüm bu çıkarımına ama Dedesini televizyon masrafından kurtarmış oldum böylece ;) Bu defa da hergün kalkar kalkmaz artık kime nazını geçirirse onun elinden tutup ağaca çıkmak için bahçeye götürdü. 

Kumri Ağaçta

İşte bu güzel günler maalesef kısa sürdü ve o kadar beklediğimiz göz açıp kapayana kadar bitti. Kardeşimden ve yeğenimden ayrılmak zor geldi. Onlar gitti biz biraz daha kaldık ama bu arada hava da yağmura döndü ve Ekin maalesef şifayı kaptı. Hala keyfi yok kuzunun. Çocuğunun hasta olması, keyfinin olmaması annenin keyfini daha çok kaçırıyor. 

Bu arada anne evindeyken okuyup şükrettiğim Ayşe Kulin’e ait şu sözü sizinle de paylaşmak isterim:  “Ne güzeldir, anne ve babanızın hala çaldığınız kapının arkasında ya da hattın öbür ucunda olması…” 

Hani bazen farkında olmuyoruz ya yaşadığımız güzelliklerin zenginliklerin. İşte bu yazıda anlatmaya çalıştığım benim zenginliğimdi, çok şükür…